17:23

Ağabeyim ablama sordu:
— Şimdi biraz daha iyi misin?
— Değilim.
— "Biraz daha iyiyim" demeni rica ederim.
Ağabeyim bu cümleyi ablama birkaç kere alçak sesle söyletti. Eski usuldür ama ben faydasını kendi
üzerimde çok görmüşümdür. İnsanın en kolay aldatabildiği budala kendi kendisidir.
Ağabeyim devam etti:
— Kendini denize düşmüş farzet. Çabalarsan boğulacağını düşün. Anladın mı? Çabalamak, çırpınmak
fena. Tehlikeli. Gözünün önüne getir. Kendini, suyun yüzünde serbest bırak. Daha serbest. Daha serbest.
Hiç sıkma kendini. Kollarını, bacaklarını tamamiyle rahat bırak. Korkma.
Ben de senin yanında yüzüyorum farzet. Şimdi gözlerinin önüne bulutsuz, masmavi, sakin bir gökyüzü
getir. Bulutsuz, masmavi, sakin. Bulutsuz, masmavi sakin... bulutsuz masmavi, sakin... suyun yüzünde,
arkaüstü, bir yatağa uzanmış gibi rahat, kıyıya doğru yüzüyoruz. Anladın mı? Bu emniyeti çırpınmaktan,
çabalamaktan, haykırmaktan sakınmaya borçlusun.
Düşün bunu. İyi düşün: Çırpınmak ve çabalamak batmaktır; haykırmak boğulmaktır; sakin ol. Kendini
bırak. Emin ol. Batmayacağına, selâmete çıkacağına emin ol. Bak, şimdi ne kadar düzeldi. Yine gözönüne
getir. Bulutsuz, masmavi, sakin bir gök yüzü. Tehlike geçti. Sahile yaklaşıyoruz. Teneffüsün derinleşiyor.
Daha rahatsın, daha iyisin çünkü. Değil mi? Doğru söyle.
Ablam artık titrek sesle cevap verdi:
— Evet. Sahiden. Ağabeyim doğruldu:
— Şimdi ağır ağır kaldır göz kapaklarını, dedi, aç gözlerini. Vücudunu daima serbest bırak. Hiç bir yerin
düğümlü kalmasın. Âni hiç bir hareket yapma.
Ablam gözlerini açınca ellerini ceplerine koyan ağabeyim, hasta üzerinde kurduğu hâkimiyetin gururunu
sezdirmeyen bir şefkatle dedi ki:
— Hayat da böyledir, Mefharet, hayat da böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman
çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe
kolaylaşır. Kadere teslim olmak lâzımdır o anlarda. Menfi, miskin, âciz bir tevekkül değildir bu. Anlıyor
musun? İsyanın tekniğidir. Yani sabırdır. Müspet, enerjik, hedefli, iyimser bir sabır. Dikkat et sözüme, Bu
dünyada ölümden başka hemen her şeyin bir çaresi vardır. Mesele diye karşımıza çıkan zorlukların
çoğunu kendi ruhumuzun içinde halledebiliriz. Ben sana dün Aydın için ne dedim? Bak. Mükâfatını ne
çabuk gördün. Şimdi aynı şeyi söylüyorum. Kabul et ki aç adam Selmin macerası doğrudur. Onu ruhunun
hazmetmesi senin elinde. His bulantıların derhal geçer. Düşün ki yalnız
da değilsin. Biz senin yanındayız ve derece farkıyle aynı his anlarını yaşıyoruz. İsyanın en faydasız olduğu
bir vaka önündeyiz. Hiç bir haykırış Selmin'in talihini değiştiremez. Olan olmuştur. Fakat ben sana bir şey
daha söyleyeyim: Hâdisenin mutlaka bir başka ve bir meçhul tarafı daha vardır ki, Selmin'in göründüğü
kadar iğrenç olmadığını sana günün birinde kabul ettirecektir. Bunu görmek içinde sabır lâzım.

peyami safa - yalnızız