| 17:13 |
|
|
Simeranyada her seviyeye göre okuma salonları, lâboratuvarlar, atelyeler, müzik, tiyatro, sinema
ve spor evleri vardır. Her yaşta insanlar bunlara devam ederler. Her merak ettikleri mevzuu kendileri etüd
eder ve öğrenirler. Çocuklar ve gençler için, araştırma metodlarını gösteren kılavuz-öğretmenler vardır.
Bunların vazifeleri öğretmek değil, öğrenmenin yolunu öğretmektir. Çünkü Simeranya pedagojisi, insanın
bütün hayatında öğrendiği şeyleri ancak kendi istediği zaman ve kendi araştırmaları neticesinde
öğrendiğini bilir. Eski dünyada, yani Simeranyaya göre bugünkü dünyamızdaki okullarda çocuklara ve
gençlere öğretilen şeylerin, muayyen istidat(eğilim, beceri) ve ihtiyaçları karşılamadıkça, hayatta hiç bir işe
yaramadığı anlaşılmış ve klâsik mektepten eser kalmamıştır: Sınıf, kürsü, ders programı, nutuk söyler gibi
ders veren öğretmen ve profesör yoktur. Diploma yoktur.
...
Besim'in dediği doğru: Ben yeni hiç bir şey söylemiyorum. Bugünkü terbiyecilerin hepsi aynı
kanaattedirler. Fakat eski dünyamızda köhne mektep telâkkisi(düşünce) yaşamaya devam ediyor. Bütün
bir sosyal bünye değişmedikçe, yeni pedagoji, fikirlerine tatbik sahası bulamaz. Rousseau'dan
Kerchensteiner'e ve John Devvey'e kadar, iki asra yakın zamandan beri bütün pedagogların çırpınışları
nafile olmuştur. İnsanın kendi kendisi hakkındaki bozuk telâkkisini değiştiren bir dünyaya muhtacız.
Devvey ne diyor? "Okul kitapları ve dersleri bize başkalarının bilgilerini ve keşiflerini gösteriyor ve güya,
bilgi yolunda en kısa yoldan götürüyor. Hakikatte bu öğretim usulü, bize gerçekleri ve fikirleri anlamak
yerine, hazırlop bilgileri ezberlemekten başka bir şey olmayan bir papağanlık öğretiyor."
Çocuk zekâsının programlardaki sun'î tasniflere ve bölümlere zıt bir gelişme seyri takip ettiği bilindikten
sonra, bugünkü okulların birer zekâ mezbahası oldukları anlaşılmıştır.
peyami safa - yalnızız
ve spor evleri vardır. Her yaşta insanlar bunlara devam ederler. Her merak ettikleri mevzuu kendileri etüd
eder ve öğrenirler. Çocuklar ve gençler için, araştırma metodlarını gösteren kılavuz-öğretmenler vardır.
Bunların vazifeleri öğretmek değil, öğrenmenin yolunu öğretmektir. Çünkü Simeranya pedagojisi, insanın
bütün hayatında öğrendiği şeyleri ancak kendi istediği zaman ve kendi araştırmaları neticesinde
öğrendiğini bilir. Eski dünyada, yani Simeranyaya göre bugünkü dünyamızdaki okullarda çocuklara ve
gençlere öğretilen şeylerin, muayyen istidat(eğilim, beceri) ve ihtiyaçları karşılamadıkça, hayatta hiç bir işe
yaramadığı anlaşılmış ve klâsik mektepten eser kalmamıştır: Sınıf, kürsü, ders programı, nutuk söyler gibi
ders veren öğretmen ve profesör yoktur. Diploma yoktur.
...
Besim'in dediği doğru: Ben yeni hiç bir şey söylemiyorum. Bugünkü terbiyecilerin hepsi aynı
kanaattedirler. Fakat eski dünyamızda köhne mektep telâkkisi(düşünce) yaşamaya devam ediyor. Bütün
bir sosyal bünye değişmedikçe, yeni pedagoji, fikirlerine tatbik sahası bulamaz. Rousseau'dan
Kerchensteiner'e ve John Devvey'e kadar, iki asra yakın zamandan beri bütün pedagogların çırpınışları
nafile olmuştur. İnsanın kendi kendisi hakkındaki bozuk telâkkisini değiştiren bir dünyaya muhtacız.
Devvey ne diyor? "Okul kitapları ve dersleri bize başkalarının bilgilerini ve keşiflerini gösteriyor ve güya,
bilgi yolunda en kısa yoldan götürüyor. Hakikatte bu öğretim usulü, bize gerçekleri ve fikirleri anlamak
yerine, hazırlop bilgileri ezberlemekten başka bir şey olmayan bir papağanlık öğretiyor."
Çocuk zekâsının programlardaki sun'î tasniflere ve bölümlere zıt bir gelişme seyri takip ettiği bilindikten
sonra, bugünkü okulların birer zekâ mezbahası oldukları anlaşılmıştır.
peyami safa - yalnızız