22:30

- Kaç yıldır benim yanımdasın?

- Yirmi yıldır efendim.

- Bu zaman süresince benden ne öğrendin?

- Hiçbir şeyle değişmeyeceğim yedi gerçek öğrendim.

- Ömrüm seninle geçtiği halde topu topu yedi gerçek mi öğrendin?

- Evet!

- Söyle bakalım öyleyse, neler öğrendin?

- Baktım ki herkes bir şeyi dost ediniyor, ona gönül verip bağlanıyor. Ancak bunların hemen hepsi insanı yarı yolda bırakıyor. Ben ise, beni hiç bırakmayacak, ölümden sonra bile benimle gelecek şeyleri aradım. Ve dost olarak iyilikleri seçtim kendime. Ki onlar sonsuz bir yükselme yolculuğuna çıkmış insanoğlunun hiç tükenmeyecek azığı ve en gerçek dostlarıdır.

- Çok güzel, ikincisi ne bakalım?

- Baktım ki, insanların birçoğu geçici dünya değerlerine dört elle sarılmış onları koruyor, kasalarda saklıyor, kaybolmaması için her çareye başvuruyor. Kimi zenginliğine, kimi güzelliğine, kimi ününe tutunmuş sımsıkı, onları elden çıkarmamak için çırpınıp duruyor. Oysa ben varlığımı ve bütün isteklerimi O´na satıp, gönlümü yalnız O´nun sevgisine açtım.

- Devam et!

- İnsanların üstün olmak için birbirleriyle yarıştıklarını gördüm. Ancak birçoğu üstünlüğü yanlış yerlerde arıyor ve birbirinin üstüne basarak yükselmek istiyordu. Bunun üzerine üstünlüğü geçici dünya değerlerinde değil, akıl ve ahlakça yükselmekte, kötülüklerin her çeşidinden el etek çekip, iyiliklere vasıta olmakta aradım.

- Devam et yavrum!

- Yine baktım ki, insanlar sabahtan akşama birbirleriyle uğraşıyor, boş yere hayatı zehir diyorlar kendilerine. Bütün bunların benlik, bencillik ve çekememezlikten ileri geldiğini gördüm. Ve gönlümü bu kirlerden arıtarak, herkesle dost olup, huzur ve güven içinde yaşamanın yolunu buldum.

-Sonra?

- Nedense herkes hatasının sebebini hep dışta arıyor ve başkalarını suçlamak yoluna sapıyordu. Böylece suçlarının örtüsü altına saklanıyordu. Oysa insanın başına ne geliyorsa kendi yüzünden ve kendi eliyle geliyordu. Bunun bilip yalnız kendimle cenge girerek, nefsimin iradesine uymamaya ve vesvese verenin ağına düşmemeye çalıştım.

- Doğru!...

- Baktım ki insanlar şu bir lokma ekmek ve dünya geçimi için helal haram demeden, her türlü hakkı çiğnemekten çekinmiyorlar. Hem başkalarının hakkını alıp onları yoksul bırakmakla, hem de bu haksızlığın azabını ağır bir yük gibi vicdanlarında taşımakla iki kere kötülük etmiş oluyorlar. Oysa doğru yaşanıldığında ve hakça bölüşüldüğünde, dünya nimetleri insanlara yeter de artar bile.

- Ve yedincisi nedir evlat?

- Yedinci olarak şunu gördüm ki, insanlar bir şeye dayanmak ve güvenmek ihtiyacındadırlar. Kimi zenginliğine, kimi güzelliğine... Bunların hepsi de bir süre sonra yıkılacak eğreti desteklerdir. Ben ise yalnız O´na sığınıp yalnız O´ndan yardım diledim. Ve bunun karşılığı sonsuz bir güven oldu.

- Seni tebrik ederim evladım. Ben de yıllar yılı bütün din kitaplarını inceledim. Hepsinin bu yedi gerçek etrafında toplandığını tespit ettim.

cevdet kılıç - felsefe diyarından hikmet yurduna bilgelik hikayeleri
21:35

Eğer bir halde isen ondan daha yukarıda veya aşağıda başka bir hali isteme.Hayrın tamamı hali koruma, buna razı olma, başka şeylere iltifat etmemede bulunur. Zira bu hayır ya senin kısmetindir, ya başkasının kısmetidir ya da hiç kimsenin kısmeti değildir de bir imtihan olsun diye var edilmiştir.Takdir edilene teslim ol ki sende fiilini icra etsin. Eğer nimetler takdir edilmişse şükürle meşgul ol. Eğer belalarsa takdir edilen dayan ve sabır göster.Mahlukattan hiç kimseyle ferahlama ve hiç kimseyle ünsiyet kurma. İçinde bulunduğun hale kimseyi muttali kılma. Bilakis ünsiyetin hakiki dost olan Ol Veliyy ile ferahlaman da Ol Selam ile olsun. Şikayetini ise Ol Hakim'den Ol Mucib'e et. Bir ikinciyi tanıma.Kaderin yolundan çekil; onun yolunu boşalt; nefsini ve hevanı reddet; dilini şikayet etmekten geri tut. Şayet bunu yaparsan hakkında hayır ise Mevla senin hoşluğunu, sevincini ve hazzını arttırır. Yok eğer şer ise, bu halde O'na itaat ettiğin sürece senden melameti izale eder, senden savuşuncaya ve müddetinin tamamlanmasıyla göçüp gidinceye kadar seni onda kaybettirir.Başkalarının elindekilere özenme ve onların senin olmasını talep etme. Her ne istiyorsan ya senin ya da başkasının nasibidir. Kısmetinde olan vakti geldiğinde mutlaka sana ulaşır. Şayet de bir şey kısmetinde yoksa ne sana nasip olur ne de sen bir çaba ile onu elde edebilirsin. O halde terbiyeni takın. Kadere rıza göster. Emirlerine uymak ve nehiylerinden sakınmak suretiyle Rabbine itaat et.Hayır ve şerri bir ağacın iki dalından çıkan iki meyve olarak düşün. Dallardan birinin meyvesi tatlı, diğerinin meyvesi ise acıdır. Sen ağacın acı meyveli dalının uzandığı o yasaklı iklim ve memleketi terk et.Ağaca yakın ol. Onun yanında onun hizmetçisi ve bakıcısı olarak kaim ol. Bu iki dalı, iki meyveyi ve iki canibi iyi tanı. Tatlı meyvenin tarafında durursan senin gıdan ve kuvvetin ondan olur. Diğer dal canibine gitmekten ve meyvesinden yemekten sakın ki; onun acılığı seni helak etmesin. Şayet söz dinler ve sakınırsan, bütün afetlerden selamette olur; bağış, emniyet ve rahat içinde bulunursun. Çünkü afetler ve türlü belalar bu acı meyveden meydana gelirler.Çoğu kere "ne yapayım, çare ne" dersin. O zaman sana denilir ki; yerinde kal, haddini aşma, ta ki içinde bulunduğun durumdan kıyam etmeni sana emreden cinsten bir ferahlık gelinceye kadar:"Sabredin, sebat gösterin, hazırlıklı ve uyanık bulunun. Allah'dan korkun ki başarıya erişebilesiniz."Ahreti sermayen, dünyayı da onun karı olarak kabul et. Zamanını öncelikle ahretinin tahsiline sonra kalan zamanının bir kısmını dünyan için maişet teminine harca. Dünyayı sermayen ahreti kazancın olarak düşünme. Şayet böyle düşünürsen dünyandan arta kalan zamanı ahretin için harcar olursun.
fütuhu'l-gayb - abdulkadir geylani