| 23:04 |
|
|
...
Hakk’a bağlan; ona karşı edepli ol. Seni gözeteni gözet. Sana yar olana sen de yar ol. Seni seveni sev. Seni çağırana koş. Senin işini yoluna koyana elindekini harca.
Seni pislikten koruyana yar ol. Ölümden beri olana borçlu ol. Kötülüklerini giderene minnettar ol. Bir sürü adi vehimlerden seni esirgeyene bağlan. Her şeytan tipinden, aldatıcı ve cahil arkadaşların elinden kurtaran senin en yakın dostundur. Onu ara! Etrafını bir sürü yol kesiciler sarmışken seni onların önünden alan, elbette ki en yakın dostun sayılır; onun yolunu gözet.
Hak ve bir sürü maddi şeyler ve heva birbirine uyabilir mi? Birtakım maddî kıymetlerin içinde sayılan şeylerle ilahi kuvvetler bir olabilir mi?
Ne dünya ile ahiret birdir ne de değersiz şeylerin önünde ilahi kıymetlerin bir olur. Kendini nerede görüyorsun? Sen ve bütün varlıklar; ilk, son, iç ve dış hepsinin gidişi Hakka’dır. Bütün kalpler onun için atar. Bütün ağırlıklar Hakk canibindedir. Bütün iyilikler oradan gelir.
...
Bu dargınlığın neden? Duan kabul olmadı diye Allah’a mı darılacaksm? Duanı kabul eder, ama biraz geç kalabilir. Geç kalınca darılmak yerinde bir iş olur mu?
Bazen işitiliyor:
- “Doğruyu istedim vermedi, istediğimi vermiyor”, hem de:
- “ ‘Duanın yapılması lazım.’ diye emir veriyor.” diyorsun:
- “Bu sözün yerinde değil, hatalıdır.”
Bu sözünden ötürü sana sormak icap eder:
- “Sen kendi başına buyruk musun? Yoksa bir sahibin ve bir efendin mi var?…”
Eğer bu söze karşı hür olduğunu, her istediğini yapmaya güçlü olduğunu iddiaya yeltenirsen sana ilk vurulacak damga:
- “Sen kafirsin. Hakk’ı inkar ediyorsun.”
Olur. Aksi halde bir kul olduğunu ve bir sahibin, efendin olduğunu söylersen o zaman sana yine birçok sorular sorarlar:
- “Duanın kabulü geç kaldığı için efendini töhmet altına mı alıyorsun? Onun hikmetinden şüphe mi ediyorsun? Halbuki O , seni ve bütün yarattıklarını iyi bilir. Sana ve onlara ne gerekse güzellerini seçer.”
İtham etme. O’nun hikmetini sez. Hissini bu yolda terbiye et. Söylenenleri yaparsan sana düşecek vazife şükretmektir. Çünkü O , sana yarayanı daha iyi bilir. Haline uygun nimeti senden daha güzel seçer.
Şayet ithamlarına devam edersen yine sana verilecek hüküm şu olur:
- “Sen kâfirsin, hakikati gizliyorsun.”
Çünkü Allah’a zulüm isnadında bulunmuş oluyorsun. Halbuki Allah , kullarına zulmetmez. Zulüm sözünü de kabul etmez. Bu sözün Hakk için kullanılması muhaldir; olamaz. Sebebine gelince, bütün mülk O’nundur . Zulüm ancak başkasının hakkına tecavüz vaki olunca olur. Hakk’a darılma yolunu kendine kapa; bu yoldan ayrıl.
...
Dış alemine ait bir şey olursa dua et. Sabırlı ol. İlahî emirlere uymaya bak. Hakk’a darılma. Nefsin isteğini yerine getirmeye bakma. Onun boynunu eğdir. Boş şeylere uyma; çünkü boş şeyler insanı Allah yolundan alıkoyar. Allah için iyi düşün. O’nun sözlerini doğrula. Ve böylece işin sonunu bekle.
Eğer birisini mutlaka kötülemen gerekse önce kabahati kendinde gör. Daima isyan bayrağını elinde tutan nefsini itham et; onu kötüle. Nefse darılman Hakk’a darılmandan daha iyidir.
futuhu'l gayb - abdulkadir geylani
Hakk’a bağlan; ona karşı edepli ol. Seni gözeteni gözet. Sana yar olana sen de yar ol. Seni seveni sev. Seni çağırana koş. Senin işini yoluna koyana elindekini harca.
Seni pislikten koruyana yar ol. Ölümden beri olana borçlu ol. Kötülüklerini giderene minnettar ol. Bir sürü adi vehimlerden seni esirgeyene bağlan. Her şeytan tipinden, aldatıcı ve cahil arkadaşların elinden kurtaran senin en yakın dostundur. Onu ara! Etrafını bir sürü yol kesiciler sarmışken seni onların önünden alan, elbette ki en yakın dostun sayılır; onun yolunu gözet.
Hak ve bir sürü maddi şeyler ve heva birbirine uyabilir mi? Birtakım maddî kıymetlerin içinde sayılan şeylerle ilahi kuvvetler bir olabilir mi?
Ne dünya ile ahiret birdir ne de değersiz şeylerin önünde ilahi kıymetlerin bir olur. Kendini nerede görüyorsun? Sen ve bütün varlıklar; ilk, son, iç ve dış hepsinin gidişi Hakka’dır. Bütün kalpler onun için atar. Bütün ağırlıklar Hakk canibindedir. Bütün iyilikler oradan gelir.
...
Bu dargınlığın neden? Duan kabul olmadı diye Allah’a mı darılacaksm? Duanı kabul eder, ama biraz geç kalabilir. Geç kalınca darılmak yerinde bir iş olur mu?
Bazen işitiliyor:
- “Doğruyu istedim vermedi, istediğimi vermiyor”, hem de:
- “ ‘Duanın yapılması lazım.’ diye emir veriyor.” diyorsun:
- “Bu sözün yerinde değil, hatalıdır.”
Bu sözünden ötürü sana sormak icap eder:
- “Sen kendi başına buyruk musun? Yoksa bir sahibin ve bir efendin mi var?…”
Eğer bu söze karşı hür olduğunu, her istediğini yapmaya güçlü olduğunu iddiaya yeltenirsen sana ilk vurulacak damga:
- “Sen kafirsin. Hakk’ı inkar ediyorsun.”
Olur. Aksi halde bir kul olduğunu ve bir sahibin, efendin olduğunu söylersen o zaman sana yine birçok sorular sorarlar:
- “Duanın kabulü geç kaldığı için efendini töhmet altına mı alıyorsun? Onun hikmetinden şüphe mi ediyorsun? Halbuki O , seni ve bütün yarattıklarını iyi bilir. Sana ve onlara ne gerekse güzellerini seçer.”
İtham etme. O’nun hikmetini sez. Hissini bu yolda terbiye et. Söylenenleri yaparsan sana düşecek vazife şükretmektir. Çünkü O , sana yarayanı daha iyi bilir. Haline uygun nimeti senden daha güzel seçer.
Şayet ithamlarına devam edersen yine sana verilecek hüküm şu olur:
- “Sen kâfirsin, hakikati gizliyorsun.”
Çünkü Allah’a zulüm isnadında bulunmuş oluyorsun. Halbuki Allah , kullarına zulmetmez. Zulüm sözünü de kabul etmez. Bu sözün Hakk için kullanılması muhaldir; olamaz. Sebebine gelince, bütün mülk O’nundur . Zulüm ancak başkasının hakkına tecavüz vaki olunca olur. Hakk’a darılma yolunu kendine kapa; bu yoldan ayrıl.
...
Dış alemine ait bir şey olursa dua et. Sabırlı ol. İlahî emirlere uymaya bak. Hakk’a darılma. Nefsin isteğini yerine getirmeye bakma. Onun boynunu eğdir. Boş şeylere uyma; çünkü boş şeyler insanı Allah yolundan alıkoyar. Allah için iyi düşün. O’nun sözlerini doğrula. Ve böylece işin sonunu bekle.
Eğer birisini mutlaka kötülemen gerekse önce kabahati kendinde gör. Daima isyan bayrağını elinde tutan nefsini itham et; onu kötüle. Nefse darılman Hakk’a darılmandan daha iyidir.
futuhu'l gayb - abdulkadir geylani