| 21:14 |
|
|
...
Peki biz nerede duruyoruz? Bize bir gurbet hali yasadigimizi, her seyin gelip gecici oldugunu, yabanci olarak yer aldigimiz bior mekana iliskin Tanrisal durtulerle davranmamiz gerektigini belirten ve surekli sekilde ahireti hatirlatan bir dinin tabileri olarak biz nerede duruyoruz? Yukarida degindigimiz surecin cok da uzak olmayan bir yerindeyiz. Albenili ve donusturucu bir dunyaya karsi 'Allah bize yeter, o ne guzel vekildir' sozu kutsal metinlerin etnografik bir imgesi gibi duruyor ne yazik ki. Bizleri icinde eritmeye calisan devasa haz makinesi degerlerimizi donustururken, icinde yasadigimiz sartlari olagan durumlar olarak propoganda etmekte. Hizli bir uyum sureci icin simdiki zamana katilmamizi ongormekte. Elbette bu tur teslim alinma mekanizmasi basta Tevhid ilkesi olmak uzere hayatimizin her alanini tarih/zaman disi bir perspektif olarak algilamamizi vehmediyor. An denilen kurgunun cikis noktasi, her seyin hizli bicimde degisebilirligine, bu cilgin organizasyonun kendi degerlerini her seyden bagimsiz olarak yeni bastan defalarca olusturduguna/olusturmaya devam ettigine bizleri inandirmasidir. Ki ozellikle Musluman muhayyile, bu kaotik sapmanin hayati kolaylastirici nimetler barindirdigina ikna olmus vaziyettedir. Kadim gelenegimizin bakis acisi Allah'tan yola cikarak her olani aciklama cihetinde iken, simdinin akli, kendini merkez alarak Allah dahil her seyi tanimlamaya calismaktadir. Modern paradigmanin varlik alemini ikiye ayirarak Tanrisal olani metafizik olarak tanimlayip devre disi biraktiktan sonra her seyi maddi-meta evreninde yeniden bicimlendirmesiyle kurdugu evrende Muslumanligimiz yalnizca kulturel bir oge olmanin otesinde bir anlam ifade etmiyor. Bu baglamda gunumuzde Muslumanlarin gonullu-istekli adanmislikla modern dunyaya teslim oluslarinin getirmis oldugu sizofreni ile karsi karsiyayiz. Merkezdeki tek belirleyici ilke olan Tevhid, aklin ongoruleri ile rasyonel bir olgu olarak tanimlanip sinirilandirildiginda, geri kalan cok genis bir alan putperest bir mantikla yeniden yorumlanmakta ve ortaya, her seyin hakimi olan Allah'in yaninda, bedene, arzuya, hirsa, egoya, ihtirasa yontulan putlarin isvekar golgeleri dusmektedir.
Tanri'yi yalnizca 'yaratan', yarattiginin yasalarini olusturuo kosesine cekilerek olup biteni izleyen bir seyirci konumunda tutan bir anlama bicimi olarak modernite, Muslumanlari da bu cercevede bir ilah algisina davet etmektedir. Bu algi, inanmis insan-mumin olarak Allah'in duzeni icerinde harmoni olusturan bir denge oznesi olmakliktan ayrilarak, her seyden bagimsizlasan, oteki olarak gordukleriyle yaris icine girip dunyada cennetini olusturmaya calisan birey haline donusu ifade eder. Modernitenin hayat buldugu rahim olam Bati'nin insa ettigi 'birey'in, Musluman dunyasinda gordugu karsilik yalnizlastirilmis ve seytanin mudahelesine acik insandir. Kur'an terbiyesi, yoldan cikarici bir unsur olan seytana karsi niyette, sozde ve davranista vasat olmayi ongorurken, modernite, kullandigi araclari mesrulastirmak adina 'etik degerler' kamuflajini kullanarak yeni dunya duzeni kurgulamaktadir. Moderniteye gore etik, bireyin her turlu kutsal degerden arindiktan sonra kendini gerceklestirmeye baslamasiyla yapip ettiklerini mesrulastirici duyussal enstrumanlardir. Her hale gore degistirilebilir, bozulabilir ve yeniden olusturulabilir. Bu durum 'ego'nun kendini saglama alma kaygisi uzerinden kurdugu vicdani sorumluluklar olarak belirir. Oysa ilahi hikmet, ahlaki, insanin varolusundan beri suregelen, olgunlasmakta olan ve mukemmel biciminin de son peygamber tarafindan temsil edildigi kesintisiz degerler sistemi olarak gorur. Insanoglunun tarihsel yuruyusunde olusabilen kirilmalar ya da sapmalar ilahi mudahale ile duzeltilir. Ilahi dengeyi devre disi kabul ederek olusturulan her duzen seytan tarafindan sistematize edilmistir. Gunumuzun Musluman algisinda meydana gelen sekulerlesme, dogal bir surec olarak kabul edilmekte, gundelik yasamdaki degerlerin seytansi icerigi kapatilmaya calisilmaktadir. Modernite ile hesaplasmayi goze alamayan bir zihnin, onun enstrumanlarini Islamilestirerek icesellestirmesi, Islam'i mudahale eden ve kurucu unsur olmaktan cikararak sekuler alana entegre olan adaptasyon araci bicimde gorme carpikligina yol acmaktadir. Insan, dunyaya ait bir varlik olarak sinirlandirildiginda, muhayyilesi her turlu spekulatif etkiye acik hale gelmektedir.
...
ferhat kalender
Peki biz nerede duruyoruz? Bize bir gurbet hali yasadigimizi, her seyin gelip gecici oldugunu, yabanci olarak yer aldigimiz bior mekana iliskin Tanrisal durtulerle davranmamiz gerektigini belirten ve surekli sekilde ahireti hatirlatan bir dinin tabileri olarak biz nerede duruyoruz? Yukarida degindigimiz surecin cok da uzak olmayan bir yerindeyiz. Albenili ve donusturucu bir dunyaya karsi 'Allah bize yeter, o ne guzel vekildir' sozu kutsal metinlerin etnografik bir imgesi gibi duruyor ne yazik ki. Bizleri icinde eritmeye calisan devasa haz makinesi degerlerimizi donustururken, icinde yasadigimiz sartlari olagan durumlar olarak propoganda etmekte. Hizli bir uyum sureci icin simdiki zamana katilmamizi ongormekte. Elbette bu tur teslim alinma mekanizmasi basta Tevhid ilkesi olmak uzere hayatimizin her alanini tarih/zaman disi bir perspektif olarak algilamamizi vehmediyor. An denilen kurgunun cikis noktasi, her seyin hizli bicimde degisebilirligine, bu cilgin organizasyonun kendi degerlerini her seyden bagimsiz olarak yeni bastan defalarca olusturduguna/olusturmaya devam ettigine bizleri inandirmasidir. Ki ozellikle Musluman muhayyile, bu kaotik sapmanin hayati kolaylastirici nimetler barindirdigina ikna olmus vaziyettedir. Kadim gelenegimizin bakis acisi Allah'tan yola cikarak her olani aciklama cihetinde iken, simdinin akli, kendini merkez alarak Allah dahil her seyi tanimlamaya calismaktadir. Modern paradigmanin varlik alemini ikiye ayirarak Tanrisal olani metafizik olarak tanimlayip devre disi biraktiktan sonra her seyi maddi-meta evreninde yeniden bicimlendirmesiyle kurdugu evrende Muslumanligimiz yalnizca kulturel bir oge olmanin otesinde bir anlam ifade etmiyor. Bu baglamda gunumuzde Muslumanlarin gonullu-istekli adanmislikla modern dunyaya teslim oluslarinin getirmis oldugu sizofreni ile karsi karsiyayiz. Merkezdeki tek belirleyici ilke olan Tevhid, aklin ongoruleri ile rasyonel bir olgu olarak tanimlanip sinirilandirildiginda, geri kalan cok genis bir alan putperest bir mantikla yeniden yorumlanmakta ve ortaya, her seyin hakimi olan Allah'in yaninda, bedene, arzuya, hirsa, egoya, ihtirasa yontulan putlarin isvekar golgeleri dusmektedir.
Tanri'yi yalnizca 'yaratan', yarattiginin yasalarini olusturuo kosesine cekilerek olup biteni izleyen bir seyirci konumunda tutan bir anlama bicimi olarak modernite, Muslumanlari da bu cercevede bir ilah algisina davet etmektedir. Bu algi, inanmis insan-mumin olarak Allah'in duzeni icerinde harmoni olusturan bir denge oznesi olmakliktan ayrilarak, her seyden bagimsizlasan, oteki olarak gordukleriyle yaris icine girip dunyada cennetini olusturmaya calisan birey haline donusu ifade eder. Modernitenin hayat buldugu rahim olam Bati'nin insa ettigi 'birey'in, Musluman dunyasinda gordugu karsilik yalnizlastirilmis ve seytanin mudahelesine acik insandir. Kur'an terbiyesi, yoldan cikarici bir unsur olan seytana karsi niyette, sozde ve davranista vasat olmayi ongorurken, modernite, kullandigi araclari mesrulastirmak adina 'etik degerler' kamuflajini kullanarak yeni dunya duzeni kurgulamaktadir. Moderniteye gore etik, bireyin her turlu kutsal degerden arindiktan sonra kendini gerceklestirmeye baslamasiyla yapip ettiklerini mesrulastirici duyussal enstrumanlardir. Her hale gore degistirilebilir, bozulabilir ve yeniden olusturulabilir. Bu durum 'ego'nun kendini saglama alma kaygisi uzerinden kurdugu vicdani sorumluluklar olarak belirir. Oysa ilahi hikmet, ahlaki, insanin varolusundan beri suregelen, olgunlasmakta olan ve mukemmel biciminin de son peygamber tarafindan temsil edildigi kesintisiz degerler sistemi olarak gorur. Insanoglunun tarihsel yuruyusunde olusabilen kirilmalar ya da sapmalar ilahi mudahale ile duzeltilir. Ilahi dengeyi devre disi kabul ederek olusturulan her duzen seytan tarafindan sistematize edilmistir. Gunumuzun Musluman algisinda meydana gelen sekulerlesme, dogal bir surec olarak kabul edilmekte, gundelik yasamdaki degerlerin seytansi icerigi kapatilmaya calisilmaktadir. Modernite ile hesaplasmayi goze alamayan bir zihnin, onun enstrumanlarini Islamilestirerek icesellestirmesi, Islam'i mudahale eden ve kurucu unsur olmaktan cikararak sekuler alana entegre olan adaptasyon araci bicimde gorme carpikligina yol acmaktadir. Insan, dunyaya ait bir varlik olarak sinirlandirildiginda, muhayyilesi her turlu spekulatif etkiye acik hale gelmektedir.
...
ferhat kalender