12:54

İnsan o ki, O’ndan başkasını sevemez sevginin mahiyeti icabı, O’ndan başkasını bilemez bilginin icabı..

Işık ki tek kaynaktan dağılır. Işığa yakın olan aydınlık,uzakta kalan karanlıktır.
Her şeyin O’ndan olması ve ışığın tek kaynaktan dağılıyor olması,O’ndan başkasının bilinme ve sevilme ihtimalini tümden yok eder.

Kimi zaman sevdiğimizin ne olduğunu bilmeden severiz.Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda O’ndan başkasını sevdiğini zannedebilir.

Bir çiçeği,bir kuşu,
Denizi,yağmuru,
Gökyüzünü,yazıyı,
Yazıyı yazanı,kalemi tutanı
Bir yaratılmışı hasılı

Söz gelimi Leyla Mecnun’u, Şirin Ferhad’ı, Züleyha Yusuf’u sevdiğini zannedebilir.

Oysa sevmek en fazla, neyi sevdiğini fark etmektir demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.
Çünkü ışığın kaynağı tektir.Ve aydınlığın kim kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?

...

Rabbim, sen bana, kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda, Züleyhayı istememeyi isteyebilmeyi nasip et. Katından bir esirgeme ver. Değil mi ki isteğe yaklaşınca, istememeyi istemek artık imkansızlaşır. Bu yüzden değil mi Rabbim, senden gelen yasaklar "yapma" ile değil, "yaklaşma" emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla züleyhanın ırmağına, yaklaştıktan sonra "yapmam" diyemem. Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem.Daha kolay olan "yapma" değil "yaklaşma".

...

Yusuf güçlüydü bu yüzden. Bir mazlum ahının gökkubeyi sarsacağı bilgisiyle. Devranın gün gelip de döneceğinin haberiye. Ne ki var zerre kadar şer ne ki var zerre kadar hayır, bir gün şaşmaz bir terazide tartılacağının emniyetiyle.
Sustu Yusuf.
Sustu.
Teslimdi. Mazlumdu.
Teslimiyetiyle vardı. Susmasıyla haykırdı. Tahammülüyle baş kaldırdı.

...

dedi: yere ve göklere sığmazsın ama benim kalbimdesin, bildim.
bildim, ben sana ta o zamandan evet evet evet dedim.
"güldüren de ağlatan da O " olan Rabbim,
"dirilten de öldüren de" O sensin ,bildim.
sensin "güneşin ve ay'ın hareketlerini bir hesaba göre" düzenleyen,
"ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin" eden.
sensin "yakın göğü kandillerle donatan", "sensin geceyi gündüzü geceye katan".
"iki doğunun da Rabbi, iki batının da Rabbi" sen,
sensin "güneş ve ay'ı bir araya getiren".
"suyu taşıran", "yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan",
sensin "durur gibi göründüğü halde dağları yürütüp duran",
Rabbim bildim sensin.
"gizli de açık da olsa kalplerde yatanı" ve "nefsimin bana fısıldadıklarını"
bilen sen,
evet dediğim,
sen, kalbimle benim arama giren, sen va'dine inanmam için benim kalbimi pekiştiren,
sen, benim içime iki kalp koymayıp da önce kilitleyen kalbimi, sonra açan aynı kalbimdeki kilidi,
bütün işlerin dönüp dolaşıp kendisine vardığı, sen,
aramızda şahit olarak yeten, sen,
Rabbim, "rüyayı gerçek eden", Rabbim,
sensin evet dediğim, bildim, bildim,
"yıldızlar düşüp söndüğü" ve "dağlar yürütüldüğü",
"güneş dürülüp de ışığı kalmadığı"
ve "denizler kaynaştırldığı" zaman,
gazabından emniyette olmadığım Rabbim,
"canlar bedenlerle birleştirildiği " ve " gök yerinden oynatıldığı" zaman,
"doğrusu tek bir çığlık",
"kalpleri titreten" o zaman
"dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış" olduğumu anladığım o zaman,
gazabından emniyette olmadığım Rabbim ey,
"dolunay halindeki ay'a" and olsun ki,
and olsun "incire ve zeytine",
and olsun ki "gündüz silinip geceleri gözüken gezegenlere"
"kararmaya başlayan yıldıza","ağarmaya başlayan yıldıza",and olsun,
and olsun ki
"karanlığı delen yıldız"a.
Rabbim sensin, seni bildim.
bildim "nedamet çeken nefs"ime yemin ederim
Rabbim ,Yusuf'un Rabbi, sen benim de Rabbimsin.
Rabbim,
gönlümü aç,
belimi büken yükümü al üzerimden,
şanımı yükselt.
ehram metinlerinde ,oval bir çizgi içinde
geleceğe kalmasından çoktan geçtim adımın.
şanım şu olsun ki, Yusuf'la birlikte anılmasını sağla adımın.
ben ki,
hatırladım,"ol", dendiğinde duyduğum sesi, kaf u nun,
hatırladım verdiğim sözü, bana üflediğin nefesi,
kalbin samimi olup olmadığını ölçebilecek yalnız sensin,
tart kalbimi,
kabul et şehadetimi
kabul et beni...

nazan bekiroğlu - yusuf ile züleyha
21:51

Hiç olmadığı kadar karanlık ve hiç olmadığı kadar yağmurlu bir gecede Yûsuf'u hatırlayan Züleyha, çöle ve ırmağa baktı. Buhur yakma saati çoktan geçmişti tapınakların.Züleyha geçmiş zamanlara ve gelecek zamanlara baktı. Dudağının ucunda kendi hikayesine tanıdık acı bir gülümseme vardı.
Duy, dedi Züleyha, duy beni ey gelecek zaman,
duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
Bütün o yaşanmış ve yazılmış olan,
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikâyelerin kadın kahramanları.
Kadınlar ve kızlar,
dişil ve doğurgan,
duygusal ve duyarlı olan.
Eril olmayan yani,
fethetmeyi değil fethedilmeyi bekleyen kale, daima.


Gecenin karanlık koynunda kapılarını açan kent,en fazla
en fazla bir sandalı koynuna alan deniz.
Durağan
ve çaresiz
ve lekesiz
ve temiz tertemiz.
Adı tarihe geçmiş ve geçecek
dişil ve doğurgan,
kadın ve kız olan yani ki
yani ki bütün hikâyelerin baş kahramanı olan.
Dünyanın çevresinde döndüğü asıl güneş, çağların gerçek sahibi, gerçek yazıcısı tarihin,
bir anda en güçlü hükümdarları yerle bir kılan
en güçlü kumandanları köle, en zelil köleleri hükümdar kılan,
tutsakları en derin aydınlıkta hür, hür olanı en koyu karanlıkta tutsak kılan,
hükümsüzü birden bire hükümlüye çeviren,
hükümlüyü birden hükümsüz eden.

Geçer akçeleri geçmeze, geçmez akçeleri geçere dönüştüren saklı ve gizli el.
Ama güçsüz,
çünkü daima ödeyen ve ödenen bedel.
Duyun beni geçmiş ve gelecek zamanların bütün hikâye kahramanı kadınları
ve hikâye kahramanı olmayan kadınları.

Bir ben gibisi olmayacak aranızda,
hiçbirinize benzemediğim kadar hiçbiriniz benzemeyeceksiniz bana.
Hepiniz düz yollarda, sakin ve güvenli bir yaşamın kollarındasınız,
bense derin ve karanlık bir kuyunun başındayım.

Fethedilen değil fethe kalkışan olarak kalacak geçmiş ve gelecek zamanlara adım.
Acım acınızdan,
gücüm gücünüzden çünkü çok daha fazla
aşk benim hakkım,
aşkın, hakkımız olmayanı istemek anlamına geldiğini bildiğimden bu hak ediş,
çünkü bu aşk benim yazgım,
çünkü kutsal kitaplarda zikredilecek benim adım.
Yükselmek için düşmek ,arınmak için kirlenmek,
çıkmak için batmak lâzım.
Yeniden doğmak için ölmeli insan bir kere,
ruh olmak için teni yakmalı kadın
ve suyun serinliğini bilmek için ateşe düşmeli kadın.
Vurucu ,kavrayıcı ve kuşatan,
durmayan, koşan,
böyle yazılmış benim yazgım,
kutsal kitaplarda böyle geçecek adım,
yazgıma ben nasıl baş kaldırırım?

Hanım hanımcık ol, böyle denecek Leylâ'ya .Ve oda öyle olacak.Çöle düşen Mecnun, Leylâ değil.Leylâ ağlamak için bile bahane bulmak zorunda. Ben öyle miyim ya?

Şirin'in bahtına düşen, uğrunda dağlar delinen olmak olacak, dağları delen değil.Suyu bulmak Ferhâd'ın bahtı.

Aslı, en fazla bir âh, felekleri tutuştursa da. Açılıp kapanan düğme Aslı boyundan ayağa.Yanıp küle dönmek Kerem'in hakkı olacak.

Ben Aslı gibi miyim ya?
Evli evinde, yerli yerinde,
bana yazılansa, benim alnıma, Yûsuf'un gömleğini yırtmak boydan boya,
nasıl karşı çıkarım yazgıma?
Adım,
ey geçmiş ve gelecek zamanların
dişil ve doğurgan, duygusal ve duyarlı,
hanım hanımcık, durağan,
ve çaresiz
ve lekesiz
bütün hikâye kahramanları.
Adım adınızla birlikte anılsa da,
dağlar ve ırmaklar arasında,
gökler ve yer arasında olduğu kadar mesafe olacak adımla adınız arasında.

Siz, yazgınızla iffetli,
çaba harcamayacaksınız eteğinizdeki çamuru akıtmaya.
Ben yazgımı yükleneceğim önce
sonra yazgımdan iffet çıkaracağım.
Bu yüzden Yûsuf'un arka tarafından yırtılan gömleğinden
Züleyha'nın önden yırtılan eteğine kadar uzanacak yolum,
Adım adım,

aşk benim hakkım.

nazan bekiroğlu - yusuf ile züleyha