| 22:06 |
|
|
Aşkın elif halinde
Eliften habersiz
Kendime ordular biçiminde
Lal olmuş haller içindeyim
Bir tebessüm kadar susturulmuşum hayata
Tam ortasından ikimizin, gecenin fotoğraf yalnızlığındayım
Belki hüzün, belki aşk
Ne kadar sürerse mutluluk
Suyun yanması gibi adresi değişmiş haller içindeyim
Aşkın elif halinde, lacivert bir serseriyim ben
Sarhoşum üstelik, dervişim yaşım kadar
Ses tellerinizde birinden diğerine kanayan sokak yalnızlığı
Belki de siz adını koyarken eskiyor kalbimin iki kişilik mağarası
Çürüyor dogmatik tırnakların takılı kaldığı yeri etimin
Namazım bozuluyor çığlığımdan
Çığlığım ince belli çay bardağı
Sarhoşum, üstelik dervişim yaşım kadar
Öyleyse ben de bir belge sunmalıyım öldüğüme dair
Mademki aşk içindi her şey
Mademki yok aşktan gayrısı
Mademki kul olmak vardı güzele, ezelde ve yeryüzünde
Diyelim belki aşk, belki hüzün
Adını nasıl unutursa insan
Kendime ordular biçiminde bir belge sunmalıyım öldüğüme dair
Haydi, suçlayın beni, kanıtlayın yaşadığımı
Sabah namazından önce seviştiğim
Ki ibadet yanı bu dinimin
İki noktanın kesiştiği yeri siz nasıl isimlendirirdiniz
Ben peygamberimle sevişirken tırnağımı kırdım
Rabbim bana yüzümü geri ver bulanık aklım
Neden caddelerde kalabalıklar sadece et kokuyor
Ve neden utanık anarşik sevişmeler tutuyor hep midemi
Hukuka uygunluk, insan hakları, birleşmiş etler
Oysa bu çağda bir çocuğun yaşama hakkı, intiharının yaşı kadar
Farz edelim icrayı ve icracıyı içinde barındıran
Ve önceden planlanan, sanki yazarken eskiten
Tefsir gücü, tahrip düşü, kelam, kavram, insan...
Sarhoş dervişim halimce
Düştüm ateşe divane
Allah'ım lal oldu içim
Ayrılık ölümden öte
Ben ki şarap eskitirim
Gözyaşların aktığı yerde
Döktüm kirpiklerimi ah
Islandı şehir bu gece...
Murat Çelik - Yusuf'un Günlüğü
Eliften habersiz
Kendime ordular biçiminde
Lal olmuş haller içindeyim
Bir tebessüm kadar susturulmuşum hayata
Tam ortasından ikimizin, gecenin fotoğraf yalnızlığındayım
Belki hüzün, belki aşk
Ne kadar sürerse mutluluk
Suyun yanması gibi adresi değişmiş haller içindeyim
Aşkın elif halinde, lacivert bir serseriyim ben
Sarhoşum üstelik, dervişim yaşım kadar
Ses tellerinizde birinden diğerine kanayan sokak yalnızlığı
Belki de siz adını koyarken eskiyor kalbimin iki kişilik mağarası
Çürüyor dogmatik tırnakların takılı kaldığı yeri etimin
Namazım bozuluyor çığlığımdan
Çığlığım ince belli çay bardağı
Sarhoşum, üstelik dervişim yaşım kadar
Öyleyse ben de bir belge sunmalıyım öldüğüme dair
Mademki aşk içindi her şey
Mademki yok aşktan gayrısı
Mademki kul olmak vardı güzele, ezelde ve yeryüzünde
Diyelim belki aşk, belki hüzün
Adını nasıl unutursa insan
Kendime ordular biçiminde bir belge sunmalıyım öldüğüme dair
Haydi, suçlayın beni, kanıtlayın yaşadığımı
Sabah namazından önce seviştiğim
Ki ibadet yanı bu dinimin
İki noktanın kesiştiği yeri siz nasıl isimlendirirdiniz
Ben peygamberimle sevişirken tırnağımı kırdım
Rabbim bana yüzümü geri ver bulanık aklım
Neden caddelerde kalabalıklar sadece et kokuyor
Ve neden utanık anarşik sevişmeler tutuyor hep midemi
Hukuka uygunluk, insan hakları, birleşmiş etler
Oysa bu çağda bir çocuğun yaşama hakkı, intiharının yaşı kadar
Farz edelim icrayı ve icracıyı içinde barındıran
Ve önceden planlanan, sanki yazarken eskiten
Tefsir gücü, tahrip düşü, kelam, kavram, insan...
Sarhoş dervişim halimce
Düştüm ateşe divane
Allah'ım lal oldu içim
Ayrılık ölümden öte
Ben ki şarap eskitirim
Gözyaşların aktığı yerde
Döktüm kirpiklerimi ah
Islandı şehir bu gece...
Murat Çelik - Yusuf'un Günlüğü