| 17:18 |
|
|
Bizim şimdiki dünyamızda iki nazariye ve tatbikatı vardır ki, Simeranyada, yarınki dünya hekimliğinin
esaslarını vücuda getirmiştir. Bu nazariyelerden birine göre, istisnasız her hastalık, uzviyetin, kendi
işleyişine zıt tesirlere karşı bir "hyperreaction" dur, vücudun öfkelenmesidir, isyanıdır. İkinci bir nazariyeye
göre, ki bu daha meşhurdur, isviçre'de Tournier'in nazariyesidir, birçok hastalıkların sebebini hastanın
vücudundan evvel hayatında aramak lâzımdır. Yani hastalık çok defa kaderin aksiliklerine karşı ruhun ve
onun peşinden vücudun isyanıdır.
...
Fakat mikrobun hastalığı vücuda getirebilmesi için vücutta kendine müsait bir zemin bulması lâzım
değil mi? Bu zemini sinir sistemi vasıtasiyle ruh hazırlar. İsyan oradan vücuda geçmiştir. Yani insanda
hastalık, çok defa, kaderin aksiliklerine karşı bir intibaksızlıktır. Simeranyada her türlü hastalığın âmilini
evvelâ hastanın hayatında ve ruhunda ararlar. Çok defa da hiç bir çaresi, olmayan talihsizliklerden, hayat
aksiliklerinden birini bulurlar: Ümitsiz bir aşk, çok sevilen birinin ölümü, namus lekesi, vicdan azabı gibi
çaresizlikler... ve bu ağır ıstırap yükünü kaldıramayan ruhun sıkıntısı ve isyanı. Işte o zaman, hastayı
kaderinin aksiliklerine intibak ettirecek bir ruh tedavisi başlar ve mucizesini verir.
...
Orada herkes, hastalanmadan evvel, hayatın çaresizlikleri önünde sinirlenmerneyi, isyan etmemeyi
öğranir. Butun ailelerde ve müesseselerde her gün yapılan ruh sporu budur. Kendine göre âyinleri vardır.
Öyle ki, bütün Simeranyayı derin bir sükûn ve tevekkül havası sarmıştır. Oraya ilk adımını atar atmaz,
kendini her tarafa yayılmış bir umumî intibak ve ahenk atmosferi içinde bulursun. Herkes bu ruh sağlığının
yollarını bilir ve hastalandıktan sonra, kendi kendisine, isyandan tevekküle giden yolu açacak telkinlere
uygun bir hazırlık bulur. Aydın, inşallah değildir, menenjit olmuşsa, muhakkak ki bu, çalıştığı derse karşı
duyduğu isyanın, sinir sistemi yoliyle, uzviyete sirayetinin neticesidir. Şimdi bu sıkıntı onda mevzuunu
"değiştirerek devam ediyor. Dün imtihana karşı isyandı bugün imtihana girememenin neticelerine, sınıfta
kalmaya, arkadaşları arasında mahcup olmaya karşı isyandır. Ona hissettirmeli ki bu kaybın hiç
ehemmiyeti yoktur. Kabahat kendisinde değil, onun ihtiyaçlarını, temayüllerini ve kabiliyetlerini hesaba
katmayan öğretim sistemindedir. Bunu daha evvel yapmış olsaydık hastalığı önlerdik.
Besim, biraz evvel doktorun "serebrospinal baraj" dediği şeyi hatırladı. Bu baraj, sıkıntı veya zihin
yorgunluğu yüzünden yıkılınca mikroplar beyin zarına girerlermiş. Samim'in nazariyesi, bugünkü tıbbın
hayal meyal sezdiği bir hakikatin daha vuzuhla(açık seçik olarak) geliştirilmesinden ve tedaviye tatbikinden başka bir şey değildi.
peyami safa - yalnızız
esaslarını vücuda getirmiştir. Bu nazariyelerden birine göre, istisnasız her hastalık, uzviyetin, kendi
işleyişine zıt tesirlere karşı bir "hyperreaction" dur, vücudun öfkelenmesidir, isyanıdır. İkinci bir nazariyeye
göre, ki bu daha meşhurdur, isviçre'de Tournier'in nazariyesidir, birçok hastalıkların sebebini hastanın
vücudundan evvel hayatında aramak lâzımdır. Yani hastalık çok defa kaderin aksiliklerine karşı ruhun ve
onun peşinden vücudun isyanıdır.
...
Fakat mikrobun hastalığı vücuda getirebilmesi için vücutta kendine müsait bir zemin bulması lâzım
değil mi? Bu zemini sinir sistemi vasıtasiyle ruh hazırlar. İsyan oradan vücuda geçmiştir. Yani insanda
hastalık, çok defa, kaderin aksiliklerine karşı bir intibaksızlıktır. Simeranyada her türlü hastalığın âmilini
evvelâ hastanın hayatında ve ruhunda ararlar. Çok defa da hiç bir çaresi, olmayan talihsizliklerden, hayat
aksiliklerinden birini bulurlar: Ümitsiz bir aşk, çok sevilen birinin ölümü, namus lekesi, vicdan azabı gibi
çaresizlikler... ve bu ağır ıstırap yükünü kaldıramayan ruhun sıkıntısı ve isyanı. Işte o zaman, hastayı
kaderinin aksiliklerine intibak ettirecek bir ruh tedavisi başlar ve mucizesini verir.
...
Orada herkes, hastalanmadan evvel, hayatın çaresizlikleri önünde sinirlenmerneyi, isyan etmemeyi
öğranir. Butun ailelerde ve müesseselerde her gün yapılan ruh sporu budur. Kendine göre âyinleri vardır.
Öyle ki, bütün Simeranyayı derin bir sükûn ve tevekkül havası sarmıştır. Oraya ilk adımını atar atmaz,
kendini her tarafa yayılmış bir umumî intibak ve ahenk atmosferi içinde bulursun. Herkes bu ruh sağlığının
yollarını bilir ve hastalandıktan sonra, kendi kendisine, isyandan tevekküle giden yolu açacak telkinlere
uygun bir hazırlık bulur. Aydın, inşallah değildir, menenjit olmuşsa, muhakkak ki bu, çalıştığı derse karşı
duyduğu isyanın, sinir sistemi yoliyle, uzviyete sirayetinin neticesidir. Şimdi bu sıkıntı onda mevzuunu
"değiştirerek devam ediyor. Dün imtihana karşı isyandı bugün imtihana girememenin neticelerine, sınıfta
kalmaya, arkadaşları arasında mahcup olmaya karşı isyandır. Ona hissettirmeli ki bu kaybın hiç
ehemmiyeti yoktur. Kabahat kendisinde değil, onun ihtiyaçlarını, temayüllerini ve kabiliyetlerini hesaba
katmayan öğretim sistemindedir. Bunu daha evvel yapmış olsaydık hastalığı önlerdik.
Besim, biraz evvel doktorun "serebrospinal baraj" dediği şeyi hatırladı. Bu baraj, sıkıntı veya zihin
yorgunluğu yüzünden yıkılınca mikroplar beyin zarına girerlermiş. Samim'in nazariyesi, bugünkü tıbbın
hayal meyal sezdiği bir hakikatin daha vuzuhla(açık seçik olarak) geliştirilmesinden ve tedaviye tatbikinden başka bir şey değildi.
peyami safa - yalnızız