| 06:52 |
|
|
...
İnsanın bütün kötü hasletlerinin çıktığı temel güçsüzlük Kur'an tarafından "zafiyet" ve "zihin darlığı" (qatr) olarak tanımlanmaktadır. Kur'an bunu devamlı değişik şekil ve durumlarda tekrarlamaktadır. İnsanın gururu, -kendisini daha yüce bir kanunla özdeşleştirmesi- ve insanın ümitsizliği, şevkinin kırılması bu zafiyetten kaynaklanmaktadır. Ve yine insanın kendini yok edici benliği, devamlı yem olabileceği hırsı, aceleci ve telaşlı davranışı, kendine olan güvensizliği ve kendini mahveden korkuları hep zihin darlığından kaynaklanmaktadır.
...
insanın dar görüşlülüğünden ve zayıf aklından kaynaklanan bu dengesiz karakteri ve bir ifrattan diğerine sıçraması, bazı temel ahlaki gerginlikleri açığa çıkarır. İnsan davranışının istikrarlı ve verimli olması isteniyorsa, onun zorunlu olarak faaliyet göstermesi gereken yer, bu ahlaki gerginlikler alanıdır. Onun için şayet insanın gerçekten dindar, yani Allah'ın kulu olması isteniyor ise yaşanması gereken bu gerginlikler olarak bu zıt uçlar, pek de kelam düşüncesiyle çözülecek bir mesele değildir. O halde, nihayetsiz güçsüzlük ve "her şeyin ölçüsü olma", ümitsizlik ve gurur,cebir(determinizm) ve hürriyet, mutlak bilgi ve cahillik velhasıl nihayetsiz "olumsuz benlik duygusu"(negative selffeeling) ve "her şeye kadir olma hissi"; bütün bunlar doğru davranışlara zemin hazırlayan tabii gerginlikleri doğuran aşırı uçlar topluluğudur. Bu insan davranışları için Allah'ın ihsan ettiği ortamdır. Amacı ahlaki enerjiyi en son noktasına yükseltmek olduğundan insanoğlu için hidayet olduğunu söyleyen Kur'an, insanın bu zıtlıklar gerginliğindeki dengeyi bozmamasının mutlaka gerekli olduğunu belirtmektedir. Ahlak hayatının en önemli ve ilginç gerçeği, bu dengenin her iki taraftan birine kaydırılması ile şeytani bir durumun ortaya çıkması ve bunun da ahlaki neticelerinin her zaman aynı olmasıdır ki, bu da ahlaki çöküntüdür (moral nihilism). Bir kimse ister gururlu isterse ümitsiz olsun veya ister kendini salih zannetsin, isterse kendini menfi görsün, her iki durumda da sonuç bozukluktur ve neticede insanın ahlaki şahsiyetinin çökmesidir.
...
Yukarıda dedik ki, "Allah'ı unutmak" gerek şahsi, gerekse toplumsal insan şahsiyetini yok eder. Çünkü yalnız "Allah'ı hatırlamak" insan şahsiyetini güçlendirebilir. Burada ise insanın tavır ve davranışlarındaki ahlaki gerginliğin dengesini bozmanın insan şahsiyetini yok ettiği sonucuna ulaştık. O halde, her yanlış hareket bu dengenin bozulmasına yol açtığı için, Allah'ı hatırlama bu denge alanı içerisinde gerçekleştirilmelidir. Kur'an bu dengenin bozulmasını "Allah'ın koyduğu sınırları aşma" olarak tarif etmiştir.
...
"Orta yol" [vasat] sadece en iyi yol değildir, aslında tek yoldur [ondan başka kurtuluş yolu yoktur]. Birçok kimse, "orta yolda" olmanın "monoton" veya "bayağı" olmak olduğunu; ve "ortada" olmanın gerçekten "bayağılık", "bir yenilik getirmeyen" ve "küçüklük" olmak olduğunu zanneder. Eğer "orta" derken, [ortanın her] iki aşırı yanları yok kabul edilirse ve olumsuz bir vasat anlamında, bir nevi eti tamamen gittikten sonra kalan kemik anlamında kullanılırsa, o zaman bunlar böyle düşünmelerinde haklıdır diyebiliriz. Fakat Kur'an'ın tarif ettiği "orta", bu değildir. Kur'an'ın kastettiği olumlu yenilik getiren ve bütün bir ahlaki yapıdır. Bunun içindir ki orta yol, yarı otomatik olarak elde edilebilen bir yol [bir robot gibi] değil, aksine orta yolun elde edilebilmesi için insanın, bütün dikkat ve gücünü bir araya toplaması gerekir. Orta yol, her iki aşırı tarafın en belirgin şekilde kayıp değil, bütünleştiği dengeleme anıdır.
Bütünleşmiş ahlaki davranıştaki gayet nazik dengeye Kur'an "takva" adını vermiştir ve belki de Kur'an'daki en önemli kelime budur.
...
Bu durumda bizim anladığımıza göre takva, ahlaki gerilimler alanına demirleyip Allah'ın sınırlarına sıkı sıkıya perçinlenmektir; yoksa gerginliklerdeki dengeyi bozmak veya onları aşmak ya da sınırları çiğnemek değildir. Ancak böyle insan davranışlarının kendisi ibadet niteliği kazanır. Kur'an'ın ifadesiyle böyle davranışlar on misli (veya kat kat) [daha hayırlı sonuçlar (mükafatlar)] verir. Ama bu kötülük kendine eşit bir sonucu (cezayı) doğurur -tabi ki affedilmezse, yani doğurduğu sonuçlar etkisiz hale getirilmezse. Çünkü Kur'an'a göre insanlık için hayırlı olan devamlı kalır, ama kötü ve yanlış her ne kadar var gibi görünse de sadece geçici bir varlığa sahiptir.
...
fazlur rahman - ana konularıyla Kur'an