| 13:01 |
|
|
Kur'an'ın ahiret tasviri, genelde cennet zevkleri ve cehennem azabı şeklindedir. Kur'an genel olarak mükafat ve ceza hakkında da sık sık konuşmaktadır. Bunlara ilaveten daha etraflı açıklamamız gereken "Allah'ın rızası ve gazabından" da bahsetmektedir. Fakat Kur'an'ın ahiret anlayışını temel olarak belirleyen görüş, her insanın yaptığı işlerin müthiş ve daha önce hiç hissetmediği bir şekilde şuuruna vardırılacağı bir anın, "Saatin" (es-saa') geleceğidir. Bu durumda insan artık kesin olarak yaptıklarını, yapmadıklarını ve hatalarını karşısında bulup onlar hakkında bir karar verilmesini, bunların bir "zorunlu" neticesi olarak kabul edecektir.
...
Ahiret (el-Ahire), yani "son", hakikat anıdır...Bu insanın zihni meşguliyetleri ile mutlak ahlaki gerçeklik arasındaki bütün perdelerin parçalandığı bir Saat'tir...Burada her insan, harici ve dahili en yakın meşguliyetleri olan döküntülerinden tamamen kurtulmuş bir biçimde kendinin en derin benliğini bulacaktır ki; orada vasıtaların yerini gayeler almış ve hatta sahte araçlar bile gerçek araçlara yerini bırakmışlardır. Yalan sadece gerçekle yer değiştirmiş değil, bizzat gerçeğin kendisi olmuştur ve hatta gerçekten daha çekici ve güzel olmuştur. İnsan şuurunun kendisi, kişisel çıkarlara olan uzun süreli alışkanlıklar ve sahte tanrılara tapma neticesinde o kadar saptırılır ki, mukaddes olan habis görünmeye ve habis olan şeyler de mukaddes görünmeye başlar. İşte Kur'an'ın "gurur", yani "katılaşmış nefis aldatması" diye adlandırdığı şey budur. Eğer insanın bu karanlık içinde karanlığa boğulan yapıdan kurtarılması istenirse o zaman Kıyamet gibi bir felaketten ve ahlaki şahsiyetin tamamen içten dışa çevrilmesinden başka hiçbir şey netice vermez. ...
fazlur rahman - ana konularıyla Kur'an