00:34

...
Ailemizin en yaşlı ferdi annemin teyzesi Duran Hatun. geçirdiği bir hastalıktan sol gözünde, galiba gittikçe artan bir seyirme ve dilinde pelteklik kaldı. Bundan yakınıyor. Ellerini ağzındaki itaatsizliğe perde yapıyor gibi yüzünün önüne kaldırıyor: söylediklerim anlaşılmıyor artık diyorken, hayatının çizdiği yolda, gençlik ve canlılık yıllarıyla; geldiği yaşlılık hallerinin çarpıcı bir mukayesesini yapan sesi, acınma duygusu ile titriyor. Buna ve sekseni aşkın yılına rağmen, onda iman, güzel havaların hareketli ve cıvıltılı serçesi gibidir. Sağ omuzunda, boynuna yakın yerde durur, başlarını ve yanaklarını bir birine yaslamış olarak yaşarlar.
Mevsimden mevsime güneşin doğuş zamanı değişiyor, çalar saatın da yok, sabah namazlarına nasıl uyanıyorsun diye sordum. Pek şaşırdı soruma. İftiharla, "iman kuvvetiyle" dedi. Nasıl oluyor diye sordum. "Melekler bana seslenirler" dedi. Nasıl sesleniyorlar diye sordum. "Kalk Duran Hatun, namaz vakti geldi, kalk Duran Hatun namaz geçiyor derler kalkarım" dedi.
Ta çocukluğumuzdan beri teyze ne zaman bir kaç günlüğüne bize gelse sevinçli oluruz. Hemen hiç görmediğimiz ninelerimizin yerindedir. Bütün peygamber kıssalarını bilir. Defalarca anlattığı halde, bir kere daha anlatır helecanlanır. Hareketlenen omuzlar, inip kalkarken göğsü ve başından savrulup gidecek gibi olan başörtüsü ile yer yer sesi titremeye başlar ve ağlar.
Ölümü beklenen sevimli bir oğuldur onun için. Son nefesin belirsizliğinden duyduğu korku hariç ölüme hazırdır. Hiç ölmeyecekmiş gibi ev işlerini görür, kışlık zahiresini tedariklerken bir yandan da dört gözle ölümü bekler gibidir. İnancı o kadar samimidir ki. küçük odasının duvarları öte dünyayı engellemez. Ruhunun büyük bölümü ahirete sarkmıştır. Sabırla ve hazır, Allahın takdirini beklemekte ve umulacak en büyük şeyi, O'nun cemalini görmeyi ummaktadır.
Duran teyze uykudan uyanır uyanmaz kurulmuş gibi tevhid kelimesini getirmeye başlar. Ömrü boyunca kendini güzelce buna kurmuştur.
...
Bunların hiçbiri değil. Bu ilk değil öldüğü için değil hayır ondan değil Duran teyzeyi sık sık anışım. O çok değerli bir şeyi yaşatıyor bana. Zira yalnız onda gördüm tam anlamıyla: Ahirete aşinaydı. Öte dünyayı çok severdi. Doksana yaklaşan yaşında değil, onu bildim bileli böyleydi. İçimizdeki önümüzdeki arkamızdaki koyu kalabalığa bakıyorum, şu binlerce korkunun içinden nasıl geçerek o ahiret sevgisini buldu şaşıyorum. İman, akıl, benlik, istikamet, israr ve ibadet. Sonra bir tür çobanlar, çocukluk, kuzu sesleri, yaralar ve kadınlar. Özlemlerimizi, yarı olmuş gibi, biraz hırpalanarak, bazen dehşete kapılıp kaçarak anlattığımız şiirler ne kadar parça parça.

cahit zarifoğlu - yaşamak