| 22:37 |
|
|
Aniden yerinden fırladı. Dolaplardan, raflardan, yastığının altından ciltli ciltsiz bir yığın defteri, kağıt tomarını buldu çıkardı. Şunda çiçeklerimi anlattım, diyordu kendi kendisine. Şurada beni insan kılan acılarımı. Şunda mevsimlerimi, şunda erdemlerimi ve erdemsizliklerimi. Acılarımı ve aşklarımı, kan ter ve gözyaşlarımı. Ve onları çok güzel anlattım. Bugüne kadar hiç, hiç kimsenin anlatamadığı kadar güzel anlattım. Yüzü yine ter içinde kalmıştı ve kumral perçemleri yine alnına yapışmıştı. Hepsini tekrar okumaya, kendi güzelliğimi görmeye ihtiyacım var. Ağlamaya başlamıştı. Ben ağlamalıyım ve diyordu, biri bana ne kadar güzel ağlıyorsun, gözyaşların ne kadar güzel demeli. Sonra o birisinin, ağladığı zaman ona, ne güzel ağlıyorsun, gözyaşların ne kadar güzel hattat, diyebilecek birisinin kendi zamanında hiç var olamayacağı düşüncesi, korkunç, şimdiye kadar çektiği bütün acıların hepsinden çok daha korkunç bir biçimde kalbini deldi. Defterlerinin ilkine uzandı. Sahifeleri sağdan sola doğru çılgın gibi çevirmeye başladı. Birini, diğerini, üçünü, beşini. Hıçkırıkları kahkahalara karışıyor, bir yığın kağıt yerlerde sürünüyordu. Ve hattat defterlerinin bomboş olduğunu görüyor, bembeyaz kağıtlardaki simsiyah bir lekeye bakarak, hıçkırıklarıyla kahkahaları arasında, oysa benim ne güzelliklerim vardı, diyordu. Ve hüzünlerim. Oysa benim ne öykülerim vardı.
nun masalları - nazan bekiroğlu
nun masalları - nazan bekiroğlu