15:35

"Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı" zaman
(kıyamet günü) yerin neresidir? Evler harap olduğu zaman evin
nerededir? Menziller dümdüz, boş ve kuru bir toprak haline
getirildiği zaman senin menzilin neresidir? Mekânların izi silindiği
zaman senin mekânın neresidir? Bütün haberler gittiği zaman,
senin haberin nedir? Bakanların baktıkları şeyler kopup düştüğü
zaman neye bakacaksın? Düşünmeye fırsat kalmayan zamanda ne
düşüneceksin? Facialar vuku bulduğu zaman nasıl sakınacak, nasıl
korunacaksın? Sabıra ve teselliye yol olmadığı zaman nasıl
sabredeceksin?
Şimdi fırsatın varken ağla. Çocuğunu yitirmiş kadının dövünüp
ağlaması gibi ağla. Ülfet edilen aziz dostların, büyük hayırlı
haleflerin yok olmasına, bizi saran büyük insanların çıkıp
gitmesine, şefkatli şeyhlerin ahirete intikaline, çarpıcıların meydanı
boş bulmasına, titreten fırtınaların esmesine, yıkım tayfunlarının
birbirini takip etmesine, dünyadan elini çekmişlere kahredenlerin
ortaya çıkışına, rezilliğini ortaya koymaktan utanmayanlara ağla...
Ağla ki, nereye gideceksin, nereden geldin.
Hülyalar dağılmış, kalbler ürpermiş, akıllar parçalanmış,
bütün haberler kalkmıştır. Sen helâk çukurlarındasın. Batan
yıldızlardansın, karışmış yollardansın. Karanlık sana gideceğin
yolları şaşırtmış. Allah'ın arz ve seması başının üstüne gelmiş ve
sonra bu seni karanlıkların daha da karanlığına, dalgalarla
çalkalanan derin bir denize batıracak! Öyle deniz ki, her deniz ve
her derinlik onun yanında hiç kalır. İnsan o deniz içinde bir damla
gibi kalır. Seni dalgalarının kesafeti içine atar. Büyük heybeti ve
çalkantısı ile seni kaldırıp kaldırıp çarpar.
Seni orada o kahredici şeylerden, cereyan eden hadiselerden
kim kurtaracak?
Kardeşim;
Seni kusura sevk edeni, eksik yapmaya veya ara vermeye
çağıranı terk etme hususunda nasılsın? Allah'tan ayrı kalman
yakışık alır mı hiç? Sırrının O'ndan yüz çevirmesi, kalbinin O'ndan
boş olması, içinin O'ndan dönmesi layık mıdır? Allah'ın sana verdiği
ilim ve şerefli menzil ile dünyaya yönelenlerden yüz çevirmen,
gerek içten, gerek dıştan onlara buğzetmen, senin üzerine düşen bir
haktır.
...
Allah bizi ve seni kendine ihlâs için seçtiklerinden ve kendine
yaklaştırdıklarından eylesin. Öz akıl sahibi, edip, anlayışlı, matlubu
arıyan, mahbubu seven, öğretilmiş, huzura yaklaştırılmış, ünsiyyet
etmiş kimseye hiç yakışır mı ki, dünyayı kendine çeke yahut bir an
için bile olsa dünyaya uya?! Hele efendisini, mevlâsını işitmiş iken?
O Mevlâ ki seçkin kullarının en yücesi ve peygamberlerinin
efendisine şöyle demiş:
"Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol
geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme! Rabbin'in rızkı
daha hayırlı ve daha devamlıdır."
Allah'ı sevmeyen, O'na uymayanla ülfet etmen yaraşır mı?
Kardeşim;
gözünü, kalbinin basiretini onlara bakmaktan yum, onlarla
buluşmak, öyleleriyle dost olup ülfet etmek gibi düşüncelerden içini
koru. Vallahi Allah kendinden uzak durana dost olmaz ve kendisine
buğzedene yönelmez. O'nun küçülttüğünü ve azalttığını büyüteni
büyütmez. Ancak bundan vaz geçerse başka... Bunu yakînen bil ve
Hak'tan yüz çevirenlerin makamlarını hor gör.
Bundan sonra ey kardeşim, eğer kaba söyledimse de, bu
söylediklerimi dinle ve kalbinin bu mektubumda yazmış olduğum
şeylere uyması için sabır zahmetine katlan. Çünkü öğütleşmek ve
açıkça söylemek, göz yumup ses çıkarmamaktan iyidir.

imam rabbani - kardeşime mektup