| 21:50 |
|
|
* Kardeşinin sana yaptığı nasihati kabul et. Ona
muhalefet etme. Çünkü o, senin kendinde göremediğin şeyleri
görür. Bunun için Resul-i ekrem; "Mümin, müminin aynasıdır"
buyurmuştur. Mümin, din kardeşine yapmış olduğu nasihatlerde
samimidir. Onun göremediği şeyleri bildirir. Ona, iyilikler ve
kötülükler arasındaki farkı gösterir. Ona, lehinde veya aleyhinde
olan şeyleri anlatır.
* Acele etme. Acele eden, ya hata yapar veya hatalı
duruma yakın olur. Ağır ve temkinli hareket eden, o işte ya isabet
kaydeder veya isabet etmeye yaklaşır. Acele şeytandandır. Ağır ve
temkinli hareket etmek, Allahü teâlâdandır. Umumiyetle aceleye
sebep, dünyalık toplama hırsıdır. Kanaat sahibi ol. Kanaat
bitmeyen bir hazinedir.
* Allahü teâlâdan hakkıyla hayâ ediniz. Gaflette
olmayınız. Zamanınız, zayi olup gidiyor. Halbuki siz,
yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamak, ulaşamayacağınız şeylerin
peşinde koşmak, oturamayacağınız binaları kurmakla meşgul
oluyorsunuz. Bütün bunlar size, Rabbinizin huzurunda hesap
vermek için duracağınızı unutturuyor. Halbuki Allahü teâlâyı
anmak, ariflerin kalblerinde yerleşir. Onların kalblerini kuşatır.
Onlara, Allahü teâlâyı hatırlamaya mani olan her şeyi unutturur.
* Senin dilin güzel ve tatlı; yüzün ise kötülüklerden
kurtulmuş gibi gülüyor, ya kalbinin hali nasıl? Cemaat içinde iyi
görünüyorsun, ya yalnız iken, yanında kimse yok iken nasılsın?
Göründüğün gibi değilsin. Sen namaz kıldığın, oruç tuttuğun, hayır
işleri yaptığın zaman, eğer bunları sırf Allahü teâlânın rızasını
gözeterek yapmazsan, nifak üzere ve Allahü teâlâdan uzak
olacağını bilmiyor musun? Şimdi Allah için yapmadığın bütün
işlerin, bütün sözlerin, adi ve bayağı niyetlerin için tevbe et.
* İnsanlara gösteriş için, onların rızalarını almak için
amel yapıp, sonra da bunu Allahü teâlânın kabul etmesini istemek
yakışır mı? Hırsı, şımarıklığı, azgınlığı ve dünyaya düşkünlüğü
bırak. Sevincini ve neşeni biraz azalt. Biraz hüzünlü ol. Çünkü sen,
hüzün evinde ve dünya hapishanesindesin. Resul-i ekrem daima
tefekkür ederdi. Sevinçleri az, hüzünleri çoktu. Az gülerdi. Sadece
başkasının kalbini ferahlandırmak için tebessüm buyururlardı.
* Kulun Allahü teâlâyı sevmesinde samimi olup olmadığı,
başına bela ve musibet geldiği zaman ortaya çıkar. Bela ve musibet
geldiğinde sabır ve sükun halini muhafaza edebiliyorsa, o
gerçekten Allahü teâlâyı seviyor demektir. Musibet ve fakirlik
zamanında sebat gösterebilmek bu sevgiye delil ve alamet yapıldı.
Birisi Hz. Muhammed'e; "Ben seni seviyorum" deyince; "Fakirlik için
bir elbise hazırla" buyurdu. Bir başkası gelip Hz. Muhammed'e;
"Ben Allahü teâlâyı seviyorum" deyince; "Bela için elbise hazırla"
buyurdu.
* Halinizden şikâyette bulunmayın. Sabredin, feryat
etmeyin. Doğruluk üzere devam edin. İsteyin, istemekte bıkkınlık
göstermeyin. İçinde bulunduğunuz istenmeyen hallerden dolayı
ümitsizliğe düşmeyin. Daima ümitli olun. Birbirinize düşman değil,
kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin. Allahü teâlâya, rızası için
yapılan sabırlar ve tahammüller, asla karşılıksız kalmaz. Onun için
bir an olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükâfatını
görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhur olan, bu
lakabı, bir anlık cesareti neticesinde kazanmıştır. Allahü teâlâ
Kur'an-ı kerimde mealen; "Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle
beraberdir" buyuruyor (Bakara suresi: 153)
* Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir
müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız.
Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz.
Tevbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkân varken bunu fırsat biliniz.
Tevbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih
kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.
Abdulkadir Geylanî
muhalefet etme. Çünkü o, senin kendinde göremediğin şeyleri
görür. Bunun için Resul-i ekrem; "Mümin, müminin aynasıdır"
buyurmuştur. Mümin, din kardeşine yapmış olduğu nasihatlerde
samimidir. Onun göremediği şeyleri bildirir. Ona, iyilikler ve
kötülükler arasındaki farkı gösterir. Ona, lehinde veya aleyhinde
olan şeyleri anlatır.
* Acele etme. Acele eden, ya hata yapar veya hatalı
duruma yakın olur. Ağır ve temkinli hareket eden, o işte ya isabet
kaydeder veya isabet etmeye yaklaşır. Acele şeytandandır. Ağır ve
temkinli hareket etmek, Allahü teâlâdandır. Umumiyetle aceleye
sebep, dünyalık toplama hırsıdır. Kanaat sahibi ol. Kanaat
bitmeyen bir hazinedir.
* Allahü teâlâdan hakkıyla hayâ ediniz. Gaflette
olmayınız. Zamanınız, zayi olup gidiyor. Halbuki siz,
yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamak, ulaşamayacağınız şeylerin
peşinde koşmak, oturamayacağınız binaları kurmakla meşgul
oluyorsunuz. Bütün bunlar size, Rabbinizin huzurunda hesap
vermek için duracağınızı unutturuyor. Halbuki Allahü teâlâyı
anmak, ariflerin kalblerinde yerleşir. Onların kalblerini kuşatır.
Onlara, Allahü teâlâyı hatırlamaya mani olan her şeyi unutturur.
* Senin dilin güzel ve tatlı; yüzün ise kötülüklerden
kurtulmuş gibi gülüyor, ya kalbinin hali nasıl? Cemaat içinde iyi
görünüyorsun, ya yalnız iken, yanında kimse yok iken nasılsın?
Göründüğün gibi değilsin. Sen namaz kıldığın, oruç tuttuğun, hayır
işleri yaptığın zaman, eğer bunları sırf Allahü teâlânın rızasını
gözeterek yapmazsan, nifak üzere ve Allahü teâlâdan uzak
olacağını bilmiyor musun? Şimdi Allah için yapmadığın bütün
işlerin, bütün sözlerin, adi ve bayağı niyetlerin için tevbe et.
* İnsanlara gösteriş için, onların rızalarını almak için
amel yapıp, sonra da bunu Allahü teâlânın kabul etmesini istemek
yakışır mı? Hırsı, şımarıklığı, azgınlığı ve dünyaya düşkünlüğü
bırak. Sevincini ve neşeni biraz azalt. Biraz hüzünlü ol. Çünkü sen,
hüzün evinde ve dünya hapishanesindesin. Resul-i ekrem daima
tefekkür ederdi. Sevinçleri az, hüzünleri çoktu. Az gülerdi. Sadece
başkasının kalbini ferahlandırmak için tebessüm buyururlardı.
* Kulun Allahü teâlâyı sevmesinde samimi olup olmadığı,
başına bela ve musibet geldiği zaman ortaya çıkar. Bela ve musibet
geldiğinde sabır ve sükun halini muhafaza edebiliyorsa, o
gerçekten Allahü teâlâyı seviyor demektir. Musibet ve fakirlik
zamanında sebat gösterebilmek bu sevgiye delil ve alamet yapıldı.
Birisi Hz. Muhammed'e; "Ben seni seviyorum" deyince; "Fakirlik için
bir elbise hazırla" buyurdu. Bir başkası gelip Hz. Muhammed'e;
"Ben Allahü teâlâyı seviyorum" deyince; "Bela için elbise hazırla"
buyurdu.
* Halinizden şikâyette bulunmayın. Sabredin, feryat
etmeyin. Doğruluk üzere devam edin. İsteyin, istemekte bıkkınlık
göstermeyin. İçinde bulunduğunuz istenmeyen hallerden dolayı
ümitsizliğe düşmeyin. Daima ümitli olun. Birbirinize düşman değil,
kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin. Allahü teâlâya, rızası için
yapılan sabırlar ve tahammüller, asla karşılıksız kalmaz. Onun için
bir an olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükâfatını
görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhur olan, bu
lakabı, bir anlık cesareti neticesinde kazanmıştır. Allahü teâlâ
Kur'an-ı kerimde mealen; "Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle
beraberdir" buyuruyor (Bakara suresi: 153)
* Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir
müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız.
Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz.
Tevbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkân varken bunu fırsat biliniz.
Tevbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih
kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.
Abdulkadir Geylanî