| 11:39 |
|
|
...
Her şeye razıyım:
Cennetteyken daha içime düşen şu amansız kedere.
Anlamlarını ilk kez çözdüğüm şu kötü huylu kelimelere.
Hatta Havva'dan ayrılığa. Hatta cennetten sürgünlüğe, yitiğe, düşmeye.
Ama benim içime koyduğun Senden yanımla, yani yaratılmış olanın da Yaratan üzerindeki hakkıyla.
Şuna razı değilim ki kalbimin Senden haber alan kısmını kapatma. Beni Sensiz bırakma.
Ey Alemlerin Rabbi, ey benim Rabbim,
İster sürgün et. İster kov, gönder bahçenden. Ama beni Senden gönderme.
Cennetinden düşürürken gözünden de düşürme. Kendi rızan için benden vazgeçme.
Ne edersen et. Ama beni kendine dahil et. Kendine merhamet eder gibi bana merhamet et. Sonra dön bak yarattığına, bir filbahar ağacının altında yarattığın günkü gibi kabul et, onu öylece affet.
Benim kalbim Senin nazarın. Bana bir nazar et.
Bulmuştum kaybettim.
Rabbim, Ey Alemlerin Rabbi. Ben de Senin aleminden değil miyim?
Beni affet melek değilim.
Affet diyorsam hala Seninim.
Tanrım, ben şu kutsal ruhla, şu toprak bedene nasıl sığayım?
Şu yolda taş olsaydım, sarsılmaz kıpırdamazdım. Şaşmaz, sapmazdım. Ama affet, insanım.
Ey alimlerin Alimi. Zamanın sahibi.
Ey tevbekarların Tevvabı.
Sen affı seversin. Rahman ve Rahim olan adınla, gaflete merhamet edersin.
Bana verdiğin kelimelerden okuyorum ki Sen, Sen'den dönenlere bile geri dönerlerse gel, diyeceksin. Altından buzağıya tapanları bile eğer af dilerlerse, affedeceksin.
Kıyas değil ümit. Beni de affet.
Ben kendimi affetmesem bile Sen beni affet.
Sözün ucu sabaha vardığında Adem'in ağzı dili kurudu.
Bildiği kelimeleri unuttu, bu hikaye içinde iki oldu.
Yaş geldi gözünden. Kaldırdı başını göklere. Kelimelerim tükendi, dedi. Onların yerine şu gözyaşlarımı kabul et.
Düştüm düşmüşlüğüm kimsenin değil benim yanılgımın eseri.
Düştüm. Düşenin dostu Allah. Tut elimden kaldır beni.
nazan bekiroğlu - la
Her şeye razıyım:
Cennetteyken daha içime düşen şu amansız kedere.
Anlamlarını ilk kez çözdüğüm şu kötü huylu kelimelere.
Hatta Havva'dan ayrılığa. Hatta cennetten sürgünlüğe, yitiğe, düşmeye.
Ama benim içime koyduğun Senden yanımla, yani yaratılmış olanın da Yaratan üzerindeki hakkıyla.
Şuna razı değilim ki kalbimin Senden haber alan kısmını kapatma. Beni Sensiz bırakma.
Ey Alemlerin Rabbi, ey benim Rabbim,
İster sürgün et. İster kov, gönder bahçenden. Ama beni Senden gönderme.
Cennetinden düşürürken gözünden de düşürme. Kendi rızan için benden vazgeçme.
Ne edersen et. Ama beni kendine dahil et. Kendine merhamet eder gibi bana merhamet et. Sonra dön bak yarattığına, bir filbahar ağacının altında yarattığın günkü gibi kabul et, onu öylece affet.
Benim kalbim Senin nazarın. Bana bir nazar et.
Bulmuştum kaybettim.
Rabbim, Ey Alemlerin Rabbi. Ben de Senin aleminden değil miyim?
Beni affet melek değilim.
Affet diyorsam hala Seninim.
Tanrım, ben şu kutsal ruhla, şu toprak bedene nasıl sığayım?
Şu yolda taş olsaydım, sarsılmaz kıpırdamazdım. Şaşmaz, sapmazdım. Ama affet, insanım.
Ey alimlerin Alimi. Zamanın sahibi.
Ey tevbekarların Tevvabı.
Sen affı seversin. Rahman ve Rahim olan adınla, gaflete merhamet edersin.
Bana verdiğin kelimelerden okuyorum ki Sen, Sen'den dönenlere bile geri dönerlerse gel, diyeceksin. Altından buzağıya tapanları bile eğer af dilerlerse, affedeceksin.
Kıyas değil ümit. Beni de affet.
Ben kendimi affetmesem bile Sen beni affet.
Sözün ucu sabaha vardığında Adem'in ağzı dili kurudu.
Bildiği kelimeleri unuttu, bu hikaye içinde iki oldu.
Yaş geldi gözünden. Kaldırdı başını göklere. Kelimelerim tükendi, dedi. Onların yerine şu gözyaşlarımı kabul et.
Düştüm düşmüşlüğüm kimsenin değil benim yanılgımın eseri.
Düştüm. Düşenin dostu Allah. Tut elimden kaldır beni.
nazan bekiroğlu - la