| 10:43 |
|
|
Şunu çok iyi anlamıştım: İnsan demek, kırıklık demektir. Her türlü kırıklık. Düş kırıklığı, kalp kırıklığı. Yaşamanız gerektiğine inandığınız şeyleri yaşamadığınızın, olmanız gereken yerde olmadığınızın, sahip olmak isteyip de olamadıklarınızın kırıklığı ve bu kırıklığın doğurduğu hüzün. Beyaz'dan sıkça duyduğum şu cümleyi çok sevmiştim: "Dünya eksik bir yerdir". Ürkütücü ama gerçekçi. Kabul etmek zor ama bir yanıyla da huzur verici. Eksik söylemiş olmayayım, Beyaz şunu da ilave ederdi: "Eksik ama güzel. Eksik ama anlamlı. Eksik ama kederli."
...
"Sana tek bir şey söyleyeceğim Mavi. Her insan, iki kabir arasında yaşar. Her insan her an ölür, geçmişi ile geleceği iki mezar taşıdır. Bir gün başına gelecek ölüm, sadece son ölümün olacak. Bunu hiç unutma. Bu gerçekle daima yüzleş, yüzleşmenin acısından kaçma. Yaşadığın ve yaşayacağın birçok sorunda bu gerçeklik sana yol gösterecektir. Ne geçmişine takıl, ne de olmayan geleceğine. Her an elinden alınan anlara odaklan ve onların nereye akıp gittiğini öğren. İşte o zaman, ölüm elinden hiçbir şeyi alamaz. Çünkü o anlar, gitmesi gerektiği yere senden önce gitmiştir."
...
İnsan olmanın başka bir farkı da içinden konuşmaktı. Kediler miyavdan başka kelime bilmez ama içlerinden de konuşamazlardı. İnsansa, hayatının çoğu kısmında içinden konuşurdu. Dalıp giderdi. Uzaklara. Bazen çok uzaklara. Çocukluğundan öteye. Ölümünden sonra olacakları bile düşlerdi. Bazen de çok yakındaki bir olaya dalardı. Bir söze. Bir olaya. Bir incinmeye. Kendisiyle konuşur; kendisini, başkalarını, hayatı değerlendirir, ölçer, biçerdi. Hayatı üzerine düşünür, kararlar alır, kararsız kalırdı. Kendi kendine söylenirdi. Ağır laflar söylerdi insanoğlu kendine, başkalarına, hayata. İçinden. Sessizce. Kaygılar taşırdı. Kimsecikler bilmeden, anlamadan. Takdir eder. Biçimlendirirdi. Sessiz sedasız yaşardı çoğunlukla insan. İçinde fokur fokur kaynayarak. Sessizce duran bir kedi sessizce duruyordu ama sessizce duran bir insan sessizce konuşuyordu. İçinden. Bir mabedin önündeki sessizliğe bürünerek.
...
İnsanların hayatı dalıp gittikleri yerde geçiyordu. Karanlıklarda. Sessizce. Görüntüler içinde. Görünmeyen karanlıklarda. Başkalarının asla göremediği dehlizde. Işığa uça pervanelerin dünyasında. Güneşin aydınlattığı bir aydınlığın içinde ama karanlıkta. gözün kenarında görülen ışığın dışında hiçbir şeyin görünmediği. Kafanızı ona çevirdiğinizde kaybolan.
mustafa ulusoy - giderken bana bir şeyler söyle
...
"Sana tek bir şey söyleyeceğim Mavi. Her insan, iki kabir arasında yaşar. Her insan her an ölür, geçmişi ile geleceği iki mezar taşıdır. Bir gün başına gelecek ölüm, sadece son ölümün olacak. Bunu hiç unutma. Bu gerçekle daima yüzleş, yüzleşmenin acısından kaçma. Yaşadığın ve yaşayacağın birçok sorunda bu gerçeklik sana yol gösterecektir. Ne geçmişine takıl, ne de olmayan geleceğine. Her an elinden alınan anlara odaklan ve onların nereye akıp gittiğini öğren. İşte o zaman, ölüm elinden hiçbir şeyi alamaz. Çünkü o anlar, gitmesi gerektiği yere senden önce gitmiştir."
...
İnsan olmanın başka bir farkı da içinden konuşmaktı. Kediler miyavdan başka kelime bilmez ama içlerinden de konuşamazlardı. İnsansa, hayatının çoğu kısmında içinden konuşurdu. Dalıp giderdi. Uzaklara. Bazen çok uzaklara. Çocukluğundan öteye. Ölümünden sonra olacakları bile düşlerdi. Bazen de çok yakındaki bir olaya dalardı. Bir söze. Bir olaya. Bir incinmeye. Kendisiyle konuşur; kendisini, başkalarını, hayatı değerlendirir, ölçer, biçerdi. Hayatı üzerine düşünür, kararlar alır, kararsız kalırdı. Kendi kendine söylenirdi. Ağır laflar söylerdi insanoğlu kendine, başkalarına, hayata. İçinden. Sessizce. Kaygılar taşırdı. Kimsecikler bilmeden, anlamadan. Takdir eder. Biçimlendirirdi. Sessiz sedasız yaşardı çoğunlukla insan. İçinde fokur fokur kaynayarak. Sessizce duran bir kedi sessizce duruyordu ama sessizce duran bir insan sessizce konuşuyordu. İçinden. Bir mabedin önündeki sessizliğe bürünerek.
...
İnsanların hayatı dalıp gittikleri yerde geçiyordu. Karanlıklarda. Sessizce. Görüntüler içinde. Görünmeyen karanlıklarda. Başkalarının asla göremediği dehlizde. Işığa uça pervanelerin dünyasında. Güneşin aydınlattığı bir aydınlığın içinde ama karanlıkta. gözün kenarında görülen ışığın dışında hiçbir şeyin görünmediği. Kafanızı ona çevirdiğinizde kaybolan.
mustafa ulusoy - giderken bana bir şeyler söyle