19:46

...
Olay dünyanın yok olmak üzere bulunduğu bir zamanda başlıyor, yeryüzünde hayat kalmamıştır. Bomboş dünyada henüz sağ, belki de ölüp dirilmiş, iki kişi karşılaşıyor ve birbirlerini tanıyorlar. Bunlardan birincisi Adem'dir, öteki sonuncu insandır ki adı bile yok, bir çeşit canlı makine, bir robot, kimliği boynuna asılı bir madalyaya yazılmış, W.W. 347-926.
Birbirlerinden bu kadar ayrı iki yaratık, biri Tanrının elinden çıkmış mükemmel insan, öteki bilim ve toplumun iradesiye bir numara, bir atom haline getirilmiş makine adam, sessizce bakışıyorlar. Biri neredeyse melek, öteki hemen hemen makine. Evvela ne diyeceklerini bilemiyorlar, birbirlerine şüphe ile, kızgınlıkla bakıyorlar. Biri insan tarihinin başlangıcını, öteki sonunu temsil ediyor. Faka kendilerini birbirlerinden o kadar uzak, o kadar yabancı, o kadar zıt duyuyorlar ki söze nerede başlayacaklarını bilemiyorlar.
Unamuno için korkunç facia burada başlamaktadır. İlk insan sonuncu torununa ne diyeceğini bilemiyor. Birden bu iki dilsiz arasında kıllı bir dev peyda oluyor. Bu maymunların Tanrısı, insanların dostu Hanuman'dır. Onların susuşlarına, bir şey dememelerine kızıyor. İkisi de davalarını açıklamadılar. Hanuman, melek Ariel ile şeytan Belfegor'u muavin olarak yanına almıştır, davayı o görecektir.
Adem söze başlamak zorundadır. Belinde bir aslan postu, gövdesi çıplak, ihtiyar Adem, soysuzlaşmaya uğramış torununun torununu suçlu görmek istediğini fakat kendi işlediği ilk suçun verdiği vicdan azabı ile bunu yapamadığını söyleyerek diyor ki:
- Bilmem, öğrenmek isteğine, merakına kapılarak kendimi Tanrıya benzetmek hevesine düştüğüm zaman bunda, sulbumdan gelecek olanların bilim diyecekleri şeyin, ve özellikle Tanrının yerini almak çılgınlığının tohumu bulunduğunu bilmiyordum. Akıllarını kaçıran torunlarım, insanı tanrılaştırmak denemesine giriştikleri içindir ki çok insani olan inkara saptılar, insanın gerçek ve kesin düşüşüne sebep oldular. Onun için şu insanlıktan çıkmış biçimsiz şeyden hınç almaya hakkım yok.
Ariel itiraz etti:
- Adem, unutuyorsun ki işlediğin günahın kuşağına kaybettirdiklerinin büyük bir kısmı, Tanrının kurbanı ile kendisine geri verildi. Bu bakımdan onları suçlandırmak ve mahkum etmek hakkına sahip bulunuyorsun.
Belfegor sırıtarak dedi ki:
- Hayır, Tanrı insana ilk mükemmeliğini, haysiyet ve vakarını vermeyi başaramadı. Hatta Oğul'unu gönderirkten sonra da Adem soyu belini doğrultamadı, zayıf kaldı. Kan ve gurur gözlerini bürümüştü. Akıl ve hikmeti, kudret ve kuvveti elde edebilmek için kendi kendine çabalaması, uğraşıp didinmesi gerekti.Tanrı onlara lanet etmişti, cezalandırmıştı, İblise terke etmişti, o zaman insanlar bizi yardıma çağırdılar. Hikayenin üst tarafını son binlerce yılı tarihinde okuyabilirsiniz. Biz, şeytanlar, öcümüzü aldık. Bizim eserimiz olan son insanın da savunmasını üzerime almaya hazırım.
O zaman W.W. 347-926 konuştu:
- Bütün bu kekeledikleriniz yaban, eski, anlaşılmaz ve boş bir dille söylenmiş şeylerdir. Bizim için Tanr, günah, bağışlanmak, iyilik ve kötülük gibi kelimelerin yüzyıllardan beri birer anlamı yoktur. İnsan dünyanın tek ve gerçek hakimi olmuştur. Gezegenin kaynaklarını işletmekten, varlığını savunmaktan başka düşüncesi de kalmamıştır. Geçmiş devirlerin bütün putlarını, Tanrılarını, bütün eski idealist fasa fisolarını yıkıp attık, hepsi unutulup gittiler. İrade bir hayal, aşk gülünç bir vakit geçirme, fazilet bir kabus, fert bir atom, bir numara ve Tanrı lüzumsuz, saçma bir anlamdan başka bir şey değildirler. Otomatik hayat, kollektif yaşama bütün saçma duyguları, azap verici heyecanları, boş düşünceleri, gülünç acıları, lüzumsuz sevgileri yıkıp götürmüştü. Bütün bu çocuklar, lüzumsuz batıl inançlar kültürün barbar devirlerinde, Eflatunda'dan Dante'ye Milton'dan Kant'a kadar gelen zamanlarda sürüp gitmişti. Ne olursa olsun, içinizden hakkında hüküm verebilecek tek kimse varsa o da Hanuman'dır, benim ilk ceddim olan Adem değil, onu tanıyorum.
...

gog - giovanni papini