| 10:27 |
|
|
...
Eğer krallıkları ve ülkeleri boyunduruğu altına almış bir fatih düşünseydim, bu fatih kesinlikle çok geniş mülklere de sahip olacaktı; ama böyle bir prens, yine de malik olarak değil, fatih olarak adlandırılacaktı. Bu toprakları halkın yararına akıllıca idare ettiği zaman, ancak o zaman bu topraklara sahip olacaktı. Şimdi mizacında fatihlik bulunan birisine rastlamak çok nadirdir. Kural olarak böyle bir kimse tevazudan, dindarlıktan, sahip olmanın zaruri unsuru olan gerçek insanlıktan yoksun olacaktır. Gördüğün gibi, işte yalnız bu nedenle evliliğin ilk aşkla ilişkisini açıklarken, dini unsuru vurguladım. Zira bu unsur, fatihi tahtından indirecek, maliki tahta çıkaracaktır. Bu yüzden evliliğin evliliğin akıldaki en yüce düşüncelerle kurulmasını övüyorum: kalıcı mülkiyet. Burada seni, sık sık kullanmaya düşkün olduğun, fatihleri teşvik eden bir deyiş konusunda uyarıyorum: "En büyük şey, orjinal olan değil, elde edilendir." Bir kimsenin fetihler yapması gerçekten orjinal iken, mülkiyete sahip olması ve bunu yapmak istemesi elde edilendir. Fatih olmak için gurura; sahip olmak için tevazua ihtiyacı vardır. Fatih olmak için şiddete başvurmak; sahip olmak içinse sabır göstermek gerekir. Fatih olmak için açgözlülük gerekir; sahip olmak haline razı olmaktır. Fethetmek yeme ve içmeyi; sahip olmak ise dua ve orucu gerektirir. Burada fatihin mizacını karakterize etmek için doğru olarak kullandığım bütün önermeler, doğal bir insana göredir ve ona tamamen uyar. Ama doğal insan, en yüksek olan değildir. Zira sahip olmak hukuken geçerli, manevi bakımdan da boş ve geçersiz mülkiyet kanıtını elinde bulundurmak değil, sahipliği kalıcı olarak elde etmektir. Burada bir kez daha malikin mizacında, fatihin mizacının da yer aldığını görüyorsun. Zira malik, tıpkı çiftçi gibi, adamlarının başına geçip komşularını topraklarından kovmaz; toprağı kazarak fetheder. Bu yüzden gerçekten yüce olan fethetmek değil, sahip olmaktır. Kişi fethederken sürekli kendini unutur; sahip olurken ise, kendisini hatırlar; hem boş bir faaliyet olarak değil, mümkün olan tüm ciddiyetiyle hatırlar.
...
evliliğin estetik geçerliliği - soren kierkegaard
Eğer krallıkları ve ülkeleri boyunduruğu altına almış bir fatih düşünseydim, bu fatih kesinlikle çok geniş mülklere de sahip olacaktı; ama böyle bir prens, yine de malik olarak değil, fatih olarak adlandırılacaktı. Bu toprakları halkın yararına akıllıca idare ettiği zaman, ancak o zaman bu topraklara sahip olacaktı. Şimdi mizacında fatihlik bulunan birisine rastlamak çok nadirdir. Kural olarak böyle bir kimse tevazudan, dindarlıktan, sahip olmanın zaruri unsuru olan gerçek insanlıktan yoksun olacaktır. Gördüğün gibi, işte yalnız bu nedenle evliliğin ilk aşkla ilişkisini açıklarken, dini unsuru vurguladım. Zira bu unsur, fatihi tahtından indirecek, maliki tahta çıkaracaktır. Bu yüzden evliliğin evliliğin akıldaki en yüce düşüncelerle kurulmasını övüyorum: kalıcı mülkiyet. Burada seni, sık sık kullanmaya düşkün olduğun, fatihleri teşvik eden bir deyiş konusunda uyarıyorum: "En büyük şey, orjinal olan değil, elde edilendir." Bir kimsenin fetihler yapması gerçekten orjinal iken, mülkiyete sahip olması ve bunu yapmak istemesi elde edilendir. Fatih olmak için gurura; sahip olmak için tevazua ihtiyacı vardır. Fatih olmak için şiddete başvurmak; sahip olmak içinse sabır göstermek gerekir. Fatih olmak için açgözlülük gerekir; sahip olmak haline razı olmaktır. Fethetmek yeme ve içmeyi; sahip olmak ise dua ve orucu gerektirir. Burada fatihin mizacını karakterize etmek için doğru olarak kullandığım bütün önermeler, doğal bir insana göredir ve ona tamamen uyar. Ama doğal insan, en yüksek olan değildir. Zira sahip olmak hukuken geçerli, manevi bakımdan da boş ve geçersiz mülkiyet kanıtını elinde bulundurmak değil, sahipliği kalıcı olarak elde etmektir. Burada bir kez daha malikin mizacında, fatihin mizacının da yer aldığını görüyorsun. Zira malik, tıpkı çiftçi gibi, adamlarının başına geçip komşularını topraklarından kovmaz; toprağı kazarak fetheder. Bu yüzden gerçekten yüce olan fethetmek değil, sahip olmaktır. Kişi fethederken sürekli kendini unutur; sahip olurken ise, kendisini hatırlar; hem boş bir faaliyet olarak değil, mümkün olan tüm ciddiyetiyle hatırlar.
...
evliliğin estetik geçerliliği - soren kierkegaard