| 23:03 |
|
|
kararsızlığımız çoğu kez biz farkına varmadan kendi içinde bir karalılığa dönüşür. nasıl ki, bir yere gitmenin ardındaki arzu -beklediğimiz şeyin bize döneceğinden eminizdir. yani bulacağımız her neyse emin olduğumuz şeydir- çabuk hareket etmemizi sağlıyorsa, gönül rahatsızlığı duyacağımız bir yere gitmek de -bize dönecek olanın beklediğimiz şey olmadığından eminizdir- bizi o kadar yavaşlatır. aslında bizi sürükleyen ya da sürüklemek isteyen şey, oradan -gideceğimiz yer ya da insandan- bize doğru gelecek olan kendimizin, yani verdiğimiz şeyin yansımasıdır. tıpkı bir ayna gibi, nasıl görmek istiyorsan öyle bakarsın. başkasında kendi yüzümüzü aramak gibi bir şeydir bu.'verdiğiniz neyse alacağınız da odur' değil anlatılmak istenen. elbette verdiğimizde bize dönecek olan şeyler vardır. eğer yansıma yoksa, yani tekrar kendimize dönemiyorsak, bir başka deyişle; gideceğimiz yerden bize doğru gelecek ışık istediğimiz, arzuladığımız ve beklediğimiz ve de umduğumuz ışık değilse, yani sönükse biraz, kendi kafamızda kurduğumuz sevginin tekrar bize dönüşü değilse yani artık gitmek, dolayısıyla kararlılık anlamını yitirir. gövdemizde büyük boşluklar oluşur ve elimizde anahtarlar sürekli dolaşırız, yeni bir beden umuduyla. kararsızlığın kararlılığıdır bu arayış. işte bu vakitler insanın güçsüzlüğünü idrak edip güçlü olduğunu görmeye başlaması vakitleridir. güçsüzlüğün güce dönüşmesi mümkündür ve bu mümkün dönüşüm tüme varımda yürünen yoldur ki hasta eder insanı. bir halvet halidir bu. rivayet olunur ki her yürüyen bir kanser izi taşır ve bir yeniden doğuşu tersinden başlatır!
her şeyin iki masalı varsa eğer, verdiğimiz şeyin de bir dönüşü mutlaka olacaktır.
murat çelik - gülziya
her şeyin iki masalı varsa eğer, verdiğimiz şeyin de bir dönüşü mutlaka olacaktır.
murat çelik - gülziya